Oysaki bu anlam çıkmasın diye yazarken kullandığım ses tonuma biraz dikkat etmiştim.
Sandığınız gibi değil.
Kardeş beklemiyoruz Ada'ya.
Heyecanlı olurdu gerçi...
*
Bunu belirttikten sonra sayfayı kapamadan devam edenler için kısaca durumu yazayım. Meraklandırdığım için özür dileyerek tabii.
Bir hayat yoldaşımızı yolcu ediyoruz yakında. Çok yakında. Perşembe akşamı. Ada'nın "abla"sı, evimizin "Sultan"ı, evine, çocuklarına dönüyor. Bizse biraz öksüz kalıyoruz. Biraz'ı az bile hatta.
Hazırlıksızdık, öyle hazırlıksızdık ki Sultan bile memnun olmadı bu işe neredeyse. Hep hayal ettiği sürprizi yapamayacak çocuklarına diye. Sebep memleketinde yaşanan bir sağlık sorunu, orada olması gerekiyor. Elinden bir şey gelmeyeceğini de biliyor ama işte öyle... Onun dönmesini istiyor ordakiler.
Yine de 'hazırlıksız oldu her şey' diyor. Bu şekilde dönme hayalleri kurmadığını söylüyor durmadan. Planım, programım vardı diyor, sürpriz yapacaktım diyor. Daha şunu, şunu alacaktım, çat kapı gidecektim, en istedikleri hediyeleri götürecektim... Sonra da gözleri yaşarıyor, nasıl bırakacağım Adakız'ı diyor.
Sonraysa onun iki katı doluyor gözleri yine. Gülüyor.
Çocuklarına kavuşacak...
*
Bizim için de hafif şok oldu. Ama benim "Değiş TonTon" karakterim (hatırlayan var mı o çizgi filmi?). Şeklimi aldım fark etmeden yine. Şekil alamazsanız bu hayatta, hayat zor çünkü. Ada'ya da yine olayı -parantez içine- tüm açıklığıyla söyledik. İlk duyduğunda garip şekiller aldıysa da, şimdi daha iyi görünüyor.
Sonuç?
Ben çoğunlukla evden çalışan bir anne olmama rağmen, sonuç olarak uzunca bir süredir "çalışan anneler" kategorisindeyim. Ada ise 2.5 yaşını devirmiş bulunuyor, üstüne birkaç ay fazlasıyla hatta. 3 yaşında başlamayı düşündüğümüz serüvenimize, yol-yordam bilmeden 'dalmış' bulunuyoruz.
Gerçek sonuç, birkaç gün içinde belli olacak.
Ada yarı okullu, ben de yarı özgür olacağım.
*
Aslında bakıyorum da, eksikliğimiz, tazeliğimiz olacak sanki. Bakalım...