Tuesday, April 13, 2010

Değiş TonTon

Oysaki bu anlam çıkmasın diye yazarken kullandığım ses tonuma biraz dikkat etmiştim.

Sandığınız gibi değil.
Kardeş beklemiyoruz Ada'ya.
Heyecanlı olurdu gerçi...

*

Bunu belirttikten sonra sayfayı kapamadan devam edenler için kısaca durumu yazayım. Meraklandırdığım için özür dileyerek tabii.

Bir hayat yoldaşımızı yolcu ediyoruz yakında. Çok yakında. Perşembe akşamı. Ada'nın "abla"sı, evimizin "Sultan"ı, evine, çocuklarına dönüyor. Bizse biraz öksüz kalıyoruz. Biraz'ı az bile hatta.

Hazırlıksızdık, öyle hazırlıksızdık ki Sultan bile memnun olmadı bu işe neredeyse. Hep hayal ettiği sürprizi yapamayacak çocuklarına diye. Sebep memleketinde yaşanan bir sağlık sorunu, orada olması gerekiyor. Elinden bir şey gelmeyeceğini de biliyor ama işte öyle... Onun dönmesini istiyor ordakiler.

Yine de 'hazırlıksız oldu her şey' diyor. Bu şekilde dönme hayalleri kurmadığını söylüyor durmadan. Planım, programım vardı diyor, sürpriz yapacaktım diyor. Daha şunu, şunu alacaktım, çat kapı gidecektim, en istedikleri hediyeleri götürecektim... Sonra da gözleri yaşarıyor, nasıl bırakacağım Adakız'ı diyor.

Sonraysa onun iki katı doluyor gözleri yine. Gülüyor.
Çocuklarına kavuşacak...

*


Bizim için de hafif şok oldu. Ama benim "Değiş TonTon" karakterim (hatırlayan var mı o çizgi filmi?). Şeklimi aldım fark etmeden yine. Şekil alamazsanız bu hayatta, hayat zor çünkü. Ada'ya da yine olayı -parantez içine- tüm açıklığıyla söyledik. İlk duyduğunda garip şekiller aldıysa da, şimdi daha iyi görünüyor.

Sonuç?

Ben çoğunlukla evden çalışan bir anne olmama rağmen, sonuç olarak uzunca bir süredir "çalışan anneler" kategorisindeyim. Ada ise 2.5 yaşını devirmiş bulunuyor, üstüne birkaç ay fazlasıyla hatta. 3 yaşında başlamayı düşündüğümüz serüvenimize, yol-yordam bilmeden 'dalmış' bulunuyoruz.

Gerçek sonuç, birkaç gün içinde belli olacak.
Ada yarı okullu, ben de yarı özgür olacağım.

*

Aslında bakıyorum da, eksikliğimiz, tazeliğimiz olacak sanki. Bakalım...

12 comments:

sebnem oguz said...

hayırlısı olsun Yapıncak .. evet eninde sonunda okullu olacaklar bazen boyle ani olması da o heyecanı dengeler gibi geliyor..hem Ada da dogdugundan beri yarı okullu sayılır zaten degil mi? (music together) Umarım hersey en kısa zamanda rayına oturur. Sevgiyle kalın..
sebnem & asya

mummy said...

:)Sazanlar grubu üyesi olarak:)
hayırlı olsun diyelim biz de o zaman,mutluluk getirsin güzel Ada'nın hayatına da bu değişiklik..
Sevgiler..

HaNdE... said...

herşey düzene girer.yüreğini ferah tut...:)

derya said...

çok özür dileyerek söylemek isterimki, düşünülen şeyin olmamasına sevindim biraz, ben nedense şuan bir kardeş fikrinin ada ya haksızlık olacağını düşünmüştüm...
bu kadar mutlu, bu kadar neşeli, bu kadar düzenli rutinli, sabah şarkılar söylerek uyanan, bu kadar güzel olan, bu kadar annesine düşkün bir bebeğin hayatına-ki belki kıskanmayadabilirdi- kardeş kıskançlığı sendromu sokmayı haksızlık olarak gördüm... naçizane fikrim tekrar özür dilerim...
okul işi hayırlı olur inşallah.

Anne İş'te said...

Merhaba Yapıncak;
değiş tontonu hatırlamam mı ve yaklaşımınız da çok gerçekçi...Bazen şekil almak,şekil vermekten çok daha kolay.Hayırlısı olsun Ada Kız ve sizler için

Sedef Uncu Akı said...

Hayırlı olsun okulunuz, başta kaos gibi görünse de en sonunda farklı bir bakış açısıyla bitirmen ne güzel. Hepimize böyle güzel görüşler diliyorum, Adacğa da çoookk keyifli tecrübeler...
SEvgiler,

şebnem said...

yapıncak gene gözlerimi yaşarttın! ofiste kaçak yapıp blog okurken... konuyu öyle pozitif anlatmışsın ki umarım devamı da öyle olur.

yakında kardeş çıkacağız galiba!! değiş tonton benim nerdeyse mottom olmuş durumdadır biliyor musun?
sevgiler

azra said...

hayırlısı olsun.

Elif said...

ah Yapıncak'cım... Hep böyle bir anda oluyor bu değişiklikler... ebn cevap bile yazamadım son yorumuna kendi karamsarlığımdan :(
Ben de aynı dertten muzdaripim ve karamsarlığım da ondandı... Bir anda beklenmedik şekilde döndü bizimki de... Naz da her sabah okula gidiyor ve çok mutlu, siz de oyle olacaksınız eminim....

Mine said...

sokunu anliyorum Yapincakcim ama bence yuva iyi olacak. orada ogrendikleri sosyallesmeyi baska hic bir yerde ogrenemiyorlar ayrica ikiniz de alistiktan sonra cok rahat edeceksin. Ben Melis'i cok erken vermek zorunda kaldim yuvaya, daha 5,5 aylikdi ve ilk baslarda sadece bir kac saat birakabildim yuva butun gun olmasina ragmen, yaklasik bir ay aldi benim alismam ama simdi oyle mutluyum ki. Aklinizda bir yer var mi? Hem yuvaya giden cocuklarin ilkokula alismalari daha kolay oluyormus. neyse kolay gelsin.

bu arada hop hop hop degis ton tonu gayet iyi hatirliyorum cunku bayilirdim o cizgi filme! cok alemsin onu hatirlamakla ve bize hatirlatmakla! orjinal adi neymis o dizinin?

BanuBebek said...

hatırlamazmıyım ne iyi oldu hatırlattın :) bizim çocukluğumuzda ne güzeldi çizgi filmler :) değiş ton ton :) hayata karşı.. her durumda..

yapıncak said...

* Şebnem sağol :) Okuldaki ilk gününde öğretmenleri de aynı şeyi saptadılar, biliyor musun? Bir de kesinlikle bu olay dengeledi o heyecanı...

* :) mummy, teşekkürler iyi dilekler için, oluyor bazen öyle :))

* Hande, sağol :) İyi başladık gerçekten...

* derya, özür dileyecek bir şey yok :) Ama öyle bir şey olsaydı, gerçekten kıskançlığı olabilirdi, öyle hissediyorum :)

* Anne İş'te, 'şekil almak, şekil vermekten çok daha kolay', ne güzel sözmüş bu böyle..

* Sedef çook teşekkürler :) Bir şekilde iyimser kalmaya çalışmak gerekiyordu...

* Elif merhaba, şimdi anladım seni yine okuyunca. Elimizde değil, oluyor işte bazen. İşlerin yoluna girdiğine çok sevindim.

* Şebnem haha :) Ciddi misin? Kurtarıcı bu TonTon valla, sağolsun.

* Mine, döndüğünüzden beri yazamamıştım sana, sen yazdın. Anaokulu iyi olacak eminim. Hatta oldu bile, daha iki gün oldu, bizimkinde fark edilir bir farklılık var. Bakalım...

* Banu Bebek, tam dediğin gibi gerçekten.