Thursday, February 28, 2008

(...demişim)

"Miniğim, canım, kanım, kızım. Ada kızım. Bu sayfa sana ve seninle gecirdiğimiz hayatımıza ait". Demişim.
Yani bu başlığı atmışım, blogumun açılışına. Ne zaman? Bilemiyorum ama tahminen Ada henüz bir kaç haftalıkken.

Ada şu anda tam 7 ayını doldurmuş kocaman bir bebek. 9 kilo, 69 cm! Doğduğunda ise 2900 gr, 47 cm bir minnoştu. Tam bir ay erken doğdu miniğim. Tam da sabırsızlanmaya başladığım günde. "Hadi gel canım kızım, seni çok özledim" dediğim anda.

Duydu. Geldi.

Doğum Ankara'da oldu. 26 Temmuz tarihinin ilk saatlerinde, 02.20'de Gazi Hastanesi'nde. Ameliyathaneye girdikten 4.5 saat sonra bebeğimi kucağıma alabildim. Onun öncesi ise sisli puslu bir rüya gibiydi. Samimi olmak gerekirse, bir kabusa bile benzediği anlar vardı. Doğum, benim hayatımdaki 5.ameliyattı ama geçirdiğim kalp ameliyatından da zor geçti! Sebep belli aslında, uyanık olmak ve uyuşamamak! Doğum anı. Karnım civarında bir arbede ve dişim çekilirmişçesine içimden çekilen bir bebek. İlk görüş. Mucize. Evet mucize, ama panik de aynı anda. Bir de hesaplanan günden bir ay önce olunca, psikolojik hazırlık da tam tamamlanmamış...
Hayatım değişti. Geriye dönüş????

Yok.

Bir bebeğim oldu. Kara, kuru, mor ve çirkin ama benim olan ve en seveceğim bebeği beklerken... sarı, sulu, şeftali renkli, son mohikan saçlı bir şey çıktı içimden, gözleri açık! Kimdi bu? Çok güzeldi ama...bu benim beklediğim değildi ki. Anlayın...garip hisler, belki hayal ettiğiniz şeyler değil ama böyle. Nerden çıktı bu? dedim, babaya da bana da benzemeyen bu güzel minik de kim...? Görmesem içimden çıktığı anı benim olduğuna inanmayacağım. Peki yani şimdi hep birlikte mi yaşayacağız? Bütün hayat?

Anestezi.

Olmalı.

Ayılmam uzun sürdü. Kafam ayıldıktan sonra, vücudumun ayılması daha uzun sürdü. O arada ise gerçeklerle yüzleşecek, mucizeyi fark edecek ve anneliği damarlarımda hissedecek vaktim oldu.

6 comments:

Mine said...

en nihayet beklenen an geldi ve Yapincak Hanim bloguna yazdi!
bu harika annelik yolculugunda hep mutlu gunler dilerim...

Ada'nın annesi said...

Mine'cim :)
Ne güzel sesini duymak! En kisa surede yazacagim, hepinize sevgiler bizden.

Rabi Zaibi said...

Yapo, ne güzel olmuş bizim ada, ne yapıyor şimdi? Sen nasılsın? Fethi ne yapıyor görüşmeyeli? Meltemin anlattıklarına göre, ada senin bir çocukluk fotokopiymiş, tombiş pembe nanaklarıyla :) Görüyorumki, blogdaki bütün çocuklar bembeyaz tenli, ben adanın biraz daha arap olmasını bekliyordum ama Neşe ablaya ve Fahiran teyze çekmişe benziyor! :) Onun sağlıklı, mutlu, yetenekli ve akıllı bir şekilde aranızda büyümesini diliyorum...

annesi said...

Muthissin, merakla bekliyordum, ne zaman baslayacak bloguna diye... Ikinizi de opuyorum.

annesi said...

ben Mehmet in annesi...

daada said...

Çok ilginç aynı şeyleri yaşamışız tarihler farklı benim kızımda 35+3 te geldi bir gün önce pc başına geçip "canım kızım seni çok özledim" dedim ve bir anda bir gün sonra geliverdi aramıza.Ben sizin gibi blog oluşturmadım.Ama şimdi sizin sayfalarınızda biraz gezinirken keşke dedim bundan sonra olacak inş.İlklerini buralarda paylaşmak sizler gibi güzel insanlarla BİR olabilmek çok güzel olacak...Herşey için çok teşekkürler..Çevirmenliğini yaptığınız kitabına en kısa sürede temin edeceğim umarım geç kalamamışımdır 13 aylık bir kızım var daha önceki mesajımda da bahsetmiştimm.
Sevgimle.