Günü yakalamak için, geçmişi atlamamak gerekir.
Sanki...
Birkaç güzelliği kaydetmek gerek o zaman. Ankara'da karşılaştığımız ilk bahar ışıltılarını, kokularını atlamak olmaz mesela.
21 Nisan'da Ada, üst baş çamur içinde, üst baş sırıl sıklam. Çamura ve suya teslim ilk mutuluğun sevinç nidalarını yakalayamadım zamanında. Ama sonrası aşağıda:
Sanki...
Birkaç güzelliği kaydetmek gerek o zaman. Ankara'da karşılaştığımız ilk bahar ışıltılarını, kokularını atlamak olmaz mesela.
21 Nisan'da Ada, üst baş çamur içinde, üst baş sırıl sıklam. Çamura ve suya teslim ilk mutuluğun sevinç nidalarını yakalayamadım zamanında. Ama sonrası aşağıda:
Not: Yo, hasta olmadı, üstüne 1 Mayıs'ta Caddebostan Plajı'nda tam anlamıyla baştan aşağı denize daldığında da bir şeycik olmadı! Şöyle refleksle hiç değilse soğuk sudan bir ürperir, bir ayağını kaçırır iki saniye diyordum. Ama hayır. Tabii, böyle anlattığıma bakmayın, o hasta olmadı da biz birkaç gazeteye manşet olmuş olabiliriz, kaygısız anne-babalar diye! Gurur duymuyorum ama ona göre! Babayla kavgadaydım teslim olup üstünü başını çıkarırken...
Aaa, bir de Hayvanat Bahçesi maceramız oldu Ankara'da. Fırtınalararası etkinlikler koşuşturmacasında. Yarına artık, tembellik yok!




