8 Mayıs 2008 Perşembe

"Music Together" Ashram'daydı

Resimlerin tümüne burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bugün Music Together'ın dördüncü tanıtım buluşmasındaydık. Bu sefer misafir olduğumuz mekan Gurudwara Ashram'dı. Nazmi Gür
hocaya burdan çok teşekkür ediyoruz, sayesinde çok güzel bir gün geçirdik.

Farklı mekanlar, farklı enerjiler veriyor insana. Gurudwara Ashram bir yoga ve alternatif yaşam merkezi. Mekanın felsefesine yaraşır bir özelliği vardı, gerçekten çok huzurluydu! Dikkat dağıtıcı nesnelerden arınmış boş salon, dersin başından sonuna kadar gruptaki konsantrasyonu da yerinde tuttu . Benim de böylelikle sadece bir piyano ve büyük yuvarlak bir halıdan ibaret bir mekan yaratma düşüncem desteklenmiş oldu.

Bugünkü grubumuz da son derece katılımcı idi. Ailelerin ben daha ilk mısranın sözlerini bile tamamlamadan nasıl şarkılara anında katılabildiklerine resmen çok şaşırdım. Bu arada ben de artık yavaş yavaş şarkıların sözlerini arada emprovizeler yapmadan söylemeye başladım, müjdeler olsun! Hep dediğim gibi, bu dersler bana deneyim, katılımcılara tanıtım.

Selim, Mehmet, Sami ve Ada harikaydı. Can geç geldi ama onu da bize kaçırdık ders sonrası, biraz tadını çıkardık. Uluç'la annesi ise önce trafiğe takılıp, sonra sokaklarda dön dolaş kaybolmuşlar, önümüzdeki derse katılacaklar.

Ada için harika dedim ama tam da doğru değil, geri aldım. Çünkü Ada'cım hafif haşattı aslında. Uyku saatlerinin iş kurma heyecanına kapılmış annesi sayesinde allak bullaklaşmaya başladığı bir gerçek. Sonucunda tam da rüya saatinde "Hellooo to Aaa-da, so glad to see you" şen şarkısını duyduğu için kafasının karıştığı da. Yine de iyi idare etti miniğim baştan sona, Jale sağolsun.

Program tam Mehmet'e göreydi -tanıdığım için söylüyorum, ve bundan eminim!, ama Mehmet Yapıncak Teyze'sini hoplayıp zıplarken görme şaşkınlığından sıyrılıp kendini pek ortalara atamadı. Oturduğu yerden katıldı derse, şaşkın kocaman gözlerini açarak dinledi şarkıları. Selim pek güleryüzlü, uyumlu bir bebekti, özellikle enstürmanlara bayıldı. Sami ise duydum (!)...Dancing with Teddy'de şarkıya eşlik ediyordu, diğerindeyse ritm tutuyordu! Ada ise kah şakrak, kah mokurdu.

Dersler gittikçe güzelleşiyor, belki ben işin iyice içine giriyorum, belki katılanlar daha bir fikir sahibi ve rahatlamış geliyorlar. Bu tanıtım buluşmaları Mayıs ayı boyunca devam edecek. Bu haftasonu karşıda yapılması planlanan piknik hava muhalefeti nedeniyle ertelenmiş, yeni öğendim. O zaman da dedim ki, belki bu cumartesi bir buluşma daha bile yapabiliriz. Hmmm belki, bir düşünelim...

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Büyüyorlar -Birer Birer

Kalabalık ve cıvıl cıvıl bir doğumgünü partisi ile minik Doğay'ın birinci yaşını kutladık. Bir sürü bebek, bir sürü anne -bir sürü ikram, bir sürü oyuncak, bir sürü şen şakrak ses...

Nerdeyse bebeklerimizin hepsi, artık ayaklanmış durumda. Algıları genişlemiş, hareketleri serileşmiş. Büyümüşler de artık ciddi ciddi arkadaş olmaya başlamışlar. Oyuncak paylaşıyor, paylaşamıyorlar (!) Sonra bakıyorsunuz artık karakterlerin oturmaya başladığını görüyorsunuz, tiplerin iyice netleştiğini.
Bebeklerimiz büyüyor, çocuk oluyor. Annelerse her zamankinden çok duruma hakim. Alışmışız bir anlamda. Büyütüyoruz işte minikleri.

Bugün Doğay büyüdü, bir yaşına girdi. Sırada Mehmet, İdil, sonra da bizler yavaş yavaş...

6 Mayıs 2008 Salı

Üç Silahşörler

Aslında dördüncü silahşör de vardı ama fotoğrafa yetişemedi. Sami, Tan, Berk ve Ada'yı Fenerbahçe Parkı'na götürüp gezdirecektik, doğa günü olacaktı. Annelerin açlığı ağır bastı, kulübe gittik, yeme günü oldu! Eh işte onlar da biraz deniz kokusu alıp, biraz rüzgar sarhoşu oldular.

5 Mayıs 2008 Pazartesi

Biraz Sohbet, Çokça Bahar

Ada ile doğduğundan beri sürekli konuşuyorum. Eskiden kendi kendime konuşurdum -heyecanımı, mutluluğumu, kızgınlığımı yüksek sesle anlatır dururdum. Şimdi bir kısmı bu sayfada yazıya dökülüyor, bir kısmı kızımın kulaklarına süzülüyor. Artık evde konuştuklarım daha çok güzel şeyler tahmin edersiniz. Bu miniğin yanında kızgın olmak, kızgın kalmak mümkün değil çünkü.

Bir de aramızda ders mahiyetinde konuşmalar geçiyor. Mesela her elime aldığım nesnenin adını üç kere söylemek gibi. Hele mutfaktaysak yandık. Tabak, tabak, tabak; bıçak, bıçak, bıçak...Aynı ses tonu, aynı işaretleme ve aynı bakış ile. Adakız da aynı pür dikkat şaşkın ifadesiyle gözlerime bakıyor bu durumda. Aklına bir şeyler yazılıp yazılmadığını merak ediyorum aslında, yakında görürüz.

Sonra her dışarı çıktığımızda, boş boş kendi hedefim mekanlara sürüklemek yerine kızımı, onun ilgisini çekecek, ona dünyayı tanıtacak yerlere gitmeye dikkat ediyorum. Yani. Caddeden çok parklara, alışveriş merkezlerinden çok sahile gidiyoruz (hatta AVM'lere hiç gitmiyoruz).

Montessori grubumuzun dün sonlanan haftalık "Büyüyorum, Eğleniyorum, Öğreniyorum" çalışmasının anahtar kelimesi 'bahar'dı. Bir türlü aktivite bulup yapamıyorum diye düşünürken, aslında baharı en yakından ve en güzel yaşayanlardan olduğumuzu fark ettim.

Park yanıbaşımız, sabah 8-9 rutinimiz. Dün gezerken "peki" dedim "Ada 'bahar'la ilgili neler öğrendi bu parkta?" En kolayından başlayalım, çiçek böcek öğrendi. Ama gerçekten hepsini tek tek inceleyerek. Bahçıvanlar iş başında, bir çiçek solmaya yüz tutarken, diğeri goncalanıyor. Solan çiçekleri bir gün temizlenirken görüyorsunuz, ertesi gün yerinde başka çiçeklerin renklendiğini görüp hayret ediyorsunuz. Manzara muhteşem, her gün bir başka renk, bir başka güzellik.


Bu şekilde lalelere, kır çiçeklerine, menekşelere, arada bir sürü adını bilmediğim, ve mutlaka Ada'ya öğretmek için öğreneceğim başka çiçeğe ve şimdi de güllere sevgimizi gösterdik. İlginçtir Ada "çiçek" kelimesini biliyor, "a, a, çiçek" dediğimde evdeki çiçekli resme, "ah kırmızı çiçek" dediğimde de mesela, parktaki çiçeklere bakıyor hemen. Ve kocaman bir gülümseme. Her defasında.


Ama Ada bahara ait başka şeyler de öğrendi.

Mesela bahar coşkusunu. Etrafta koşuşan oynaşan köpekleri, harika sesleriyle şarkı söyleyen kuşları tanıdı. Hav hav, cik cik... Sonra bahar coşkusunun aydınlattığı, yüzlerini yumuşattığı, gözlerini ışıldattığı insanlarla tanıştı. Gülümsemeye gülümsemekle karşılık vermeyi öğrendi. Hayvanlardan korkmamayı, onlarla dost olmayı sonra.


Hmm başka neler öğrendi? Üşümek ve terlemek duygularını. Baharda kat kat giyinmeyi, gölgenin serin, güneşin sıcak olduğunu. Parktan çıkar çıkmaz trafik gürültüsünün içine düşüşümüz ile, doğanın huzuruna ve sessizliğine -daha doğrusu güzel seslerine karşıtlık oluşturan gürültü kavramını öğrendi.

Bu bahsettiklerimi gerçekten öğrendiğini Ada'nın ifadelerinden anlıyorum. Güzel bir çiçek gördüğünde çıkardığı sevgi çığlığından, koşturan bir köpek gördüğünde çıkardığı sesler ve yaptığı heyecanlı el-kol hareketlerinden, bir teyze-amca onunla sevgiyle konuşurken gülümsemeyle karşılık verişinden, kuş seslerini dinlerken, takındığı mutlu dinginlikten, gürültüyle karşılaştığında kıpır kıpır sıkıntı halleri sergilemesinden...

Baharı kızımla yaşadık bu yıl. Ne mutluyum Allah'ım!

Yavru Kuşum

4 Mayıs 2008 Pazar

Müzikli Bir Gün

Dünkü yazının üstüne...bugün mokur mokurdu Ada. Diş meselesi gece gizlenip, sabah yaptı yapacağını anlaşılan. Tebriklere teşekkürler bu arada!

Bugün müzikal buluşmamız vardı. Hem de iki ders üstüste. Geçen hafta sevindiren bir ilgi olmuştu, bugün de işte bu şekilde biraraya geldik müziksever anne-babalar ve çocuklarıyla. Ve blog anneleriyle tanıştım, Pınar, Özgür, Didem, Aylin, Burcu!! Ne güzel oldu.


Birinci dersimiz çok kalabalıktı, ama belki de buna oranla zor olması gerekirken, katılımcı ve çekingen olmayan bir grup vardı. Dikkatler baştan sona yerindeydi. Çocuklarsa (Ahmet Can, Alara, Ali Murad, Bora, Ceren, Giray, Göktürk, Pablo Arda) bir harikaydı. Veliler parçaları ve aktiviteleri ucundan bucağından yakalamak için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Programa gerçekten aktif olarak katıldılar, danslar ettiler, ritmler tuttular, şarkılara eşlik ettiler, ...

Zordu işleri. Çünkü tanımadık ortam, yeni tanıştıkları cır cır konuşan, hop hop hoplayan bir hoca. İlk kez duyulan, bir kısmı yabancı dilde şarkılar. Üstüne enstürmanlar, hareketler, "hadi kalkalım, hadi oturalım"lar...

Tanışma dersinin esprisi. Tüm bunlara rağmen, şaşırtıcı aktif katılım sevindiriciydi. İkinci dersimizdeyse sayıca daha azdık (Çocuklar Arhan, Duru, Eda, Mehmet, Aksel, Ada). Az kişi olunca hemen ortama uyum sağlayıp aktif olmanın daha zor olabileceğini gördüm. Yine de güzel vakit geçirdik ve velilerin program hakkında bir fikir sahibi olduklarını zannediyorum.

Açılış öncesi bu müzikal buluşmalar aileler için tanıtım, benim içinse deneyim aslında. Artılarımı, eksilerimi görme fırsatı. Teknik hazırlığın ne kadar önemli olduğunu fark ettim mesela (ör. müzik setinin CDdeki track'leri gostermeme sürprizi!) Ve eve gelir gelmez, bizim minik seti arabaya attım, artık nereye gidersem o da oraya, n'olur n'olmaz.

Tüm resimlere sayfanın sağ üst köşesindeki slide'ı tıklayarak ulaşabilirsiniz

Dersler resmi olarak başladığında her aileye derslerde söylenecek şarkıları içeren iki CD verilecek. Biri arabaya, biri eve. Şarkılar neşeli, dinledikçe kulaklar dolacak, dinledikçe müzikler hafızalara yazılacak. O zaman işte dersler farklı bir heyecanla beklenecek.


"Bir küçük tavşan, yes maam, hop hop hoplar, yes maam, sebzelerii yer, y..."

Yorulmuşum bugün. Dersten sonra da uzun süredir görüşemediğimiz "en dostlarım" geldiler. Bu şehirdeki görüşememe meselesi başlıbaşına bir konu. Tuluğ'la Sevil'in özel durumları da var gerçi.


Tuluğ Tırpan Türkiye'deki en başarılı müzisyenlerden biri, müziğin her telinde yetkin arkadaşım. Sevil'se başarılı antropolog eşi. Tuluğ'un turneleri, Sevil'in artık onu bunaltan yoğunluktaki akademik hayatı onları Ada'yla ancak buluşturabildi. İyi ki geldiniz. Artık evimizin yolunu biliyorsunuz, yine bekliyoruz!

3 Mayıs 2008 Cumartesi

İlk Diş !

Ada kızım bugün tam 9 ay 7 gunluk ve ilk dişi bugün ucunu gösterdi bebeğimin.


Ada 3.5 aylikken çıktı çıkacak bu diş demeye baslamıştım ('yuh!' biliyorum). Hani genetikmiş ya, ben de erken cıkarmışım ya, cok kaşınıyor ya dişleri, salya salya salya ya... Çıkmadı, hem de uzuun bir süre. 7.aydan itibarense tamam dedim, çıkmıyor, çıkmasın, napalım, nasılsa köfteler, tavuklar, tüm katı gıdaları hapır hupur yiyor maşallah, bir pirzola denetmemişiz (!), olsun dedim, benim kızım da dişsiz olsun.

8.ayda doktorumuz "protez takacağız bu kıza" esprisini yaptı, ümitsizdi kinda. 9.ayda gerçekten protez mi takmak gerekecek diye şüphelenmeye başladım birden (e mecbur, öyle değil mi? 9 aylık olmuş, millet patır patır patlatıyor, literature mi geçeceğiz?) Salyalanma azalmış, kaşınma desen her zamanki kadar. Her şeyi ağzına götürme huyunuysa vahşi iştahına vermeye başlamışım...

Kızımın dişi çıktı Allah'ım! O kadar coşkuyla karşıladım ki; bir de duygusallaştım hesapsız. Büyüyor diye. Zannettim ki koca kız oldu. Oldu da canım miniğim, yalan yok işte. Artık kanıtımız bile var!

Hiç dertsiz çıkardı dişini Adakızım, yine dertsiz, yine sakin. Ne geceleri uyandı, ne huzursuzluk yaptı, iştahı da kaçmadı dedikleri gibi. Öyle çıktı işte ilk diş. Hep böyle sıkıntısız gelse diğerleri de, ne iyi olur. Biliyorum biliyorum zor, ama canım öyle istiyor işte...

Büyüyor evet. Hem müjde de vereyim size. Artık kolayca ayakta da duruyor. Yani bir şeyler geç oluyor ama oluyor. Kızımın iştahı ise değişmiyor, ne diş dinliyor, ne patlarcasına tıkınmak.

Patlamıyor, yiyor da yiyor. Bu işin sonu ne olacak göreceğiz. Doktorumuz son randevuda ailede şişman birinin olup olmadığını sordu! Anlayın yani.

...İyi, kaydettik bu tarihi.

Bu da ilgilenenlere bu konuda güzel bir link.

2 Mayıs 2008 Cuma

Montessori Grubu ve Harika Etkinlikler

Yandaki logoyu gormussunuzdur: "Buyuyorum, Egleniyorum, Ogreniyorum".

Archi*Sugar Esra'nin sitesinde Montessori grubunun davetini gorunce hemen uye olmustum. Bir kac hafta once. Cok etkin bir grup, caliskan annelerin cogunlugu olusturdugu, yapici calismalarin gerceklestigi bir internet bulusmasi. Cocuklari konusunda insani zinde ve algilarini acik tutuyor kesinlikle. Adini kurucusu Maria Montessori'den alan bu sistem hakkinda tonlarca bilgiye hemen bir google arastirmasiyla ulasabilirsiniz.


Iste ben de temel bilgileri edindigimde, kucukken Ankara'da Alman Anaokulu'nda yaptigimiz etkinliklerin, saskinlikla, bir bir aklima gelmeye basladigini gordum. Inceledim, okudum ve dedim ki tamam, budur, Ada'nin yetismesinde faydalanacagim sistem budur.

Gecen hafta grupta cok yapici bir calisma basladi. Her hafta uyelerden biri bir kelime belirliyor (bir kavram, bir nesne adi, bir mevsim adi, her sey olabilir). Ve herkes kendi cocuguyla bu kelimeden yola cikarak egitici bir calisma yapiyor. Blogu olanlar, bloglarinda bu calismayi fotograflariyla destekleyerek paylasiyorlar.

Ilk hafta kelimemiz "Su" idi. Bizim icin hafta cok cabuk gecti ve hic istemedigim bir sekilde bilincli olarak Ada ile bir calisma yapmadan, ikinci kelimemiz ilan edildi: Bahar. Tabii ki kacak yapmayacagiz ve gecen haftanin kelimesi ile bu haftaninkini hemen yapacagiz. Soz.

A aaaa kizimi ihmal mi ediyorum ben????

Haberler: Bir Kotu, Bir Suru Iyi

Kotu haber: Dun bahsettigim seminer iptal edildi. Dedikleri; iptal edilmedigi, baska bir zamana ertelendigi. Cunku gerekli duyuru yapilmamis, dolayisiyla arzu edilen katilim gerceklesmemis. Boyle dediler, iyi duyurulmadigini soylediler.

Yazik oldu. Genelde muzigin cocugun gelisimindeki onemli yerine orneklerle deginilecegi, cesitli muzik egitim sistemlerinin incelenecegi ve ailelere onerilerin sunulacagi ilgi cekici bir seminer olabilirdi. Degisik grup calismalari, muzik ornekleri dinletileri, vb yapmayi planliyordum. Bir de bunca yogunluk arasinda, seminer hazirliklarina vakit ayirmak icin bin dereden su getiriyordum.

Aslinda insan uzuluyor. Yani takibettigim bir takim cocuk gelisim ve okul oncesi gruplari, bu tip duyurulari ilan eden aile danismanlik merkezlerinin sayfalari ve aile-bebek web sitelerinin hic birinde bu duyuruyu gormedim. Ben de merkezin gorevidir dedim, bir tek burda duyurdum, ve galiba ona erisimi de beceremedim. Neyse artik... Biraz hafiflemis durumdayim en azindan.

Iyi habere gelince, bu seminerden dolayi katilamayacagim iki etkinlige simdi katilabilecegim. Biri onumuzdeki hafta cumartesi gunu minikler icin Sariyer'de yapilacak olan buyuk piknik. Digeri de diger hafta Tarabya'daki Woodsview Preshool'da cogunlugu yabanci aileler ve cocuklariyla yapacagimiz "Music Together" bulusmasi.

Iyi haberin devami ise, yukarda bahsettigim merkez, MT bulusmalarimiza ev sahipligi yapmak istedigini soyledi. Buna gore gelecek hafta da Caddebostan'dayiz. Zaman ve saat konulari netlesince ilgilenenleri haberdar edecegim.

Dun ve bugun cok fazla telefon aldim, yer onermek isteyenler, gorusme talebeden anaokullari ve uc yerden de ortaklik teklifi! Bu kadar ilgi uyandiracagini tahmin edemezdim, cok heyecanlandim. Bebeklerimiz, cocuklarimiz ve aileler icin boyle bir seye ne kadar ihtiyac oldugunu goruyorum bu arada. Bakalim, umarim her sey yolunda gider, dogru kararlari veririm. Ve umarim minikler ve buyukler icin gercekten guzel bir aktivite olur yaptiklarimiz.

1 Mayıs 2008 Perşembe

Seminer Duyurum

Gecen ay madem cocuklarla muzik isine giriyorum, yas gruplarini daha iyi taniyayim diyerek, 'Portage 0-6 yas Cocuklarda Gelisim Degerlendirmesi' programina katilmistim. Bir turlu anlatamadim burada ama gercekten faydali bilgiler edinmistik.

Iste bu program esnasinda, programi organize eden Derin Danismanlik Merkezi yetkilileri, benim 'Music Together' projemle ilgilendiklerini, birlikte muzik programlari hakkinda ve muzigin 0-6 yas grubundaki cocuklarin gelisimine faydalari konulu bir seminer duzenlememi arzu ettiklerini soylemislerdi.


Kabul ettim. Seminer mayis ayinda, dort hafta devam edecek.
Seminer duyuruma burdan ulasabilirsiniz.