Monday, February 21, 2011

Entellektüel Dönem



Bundan öncesi erken ergenlik dönemi idi ise, bu dönem de entellektüel dönem olsa gerek.

Garip şeyler oluyor.

Bugün başıma gelenleri söylesem yeterli herhalde. Sabah: Bir elinde birlikte yattığı miniş kuzusu, diğer elinde bir Piyano Kitabı mahmur bir suratla yanıma geliyor, henüz uykudan sıyrılmamışım, beni dürtüyor, daha doğrusu sarsıyor, uyanayım istiyor: "Annee, hadi uyan, bana notaları öğret, hangisi re'ydi?"

Yine sabah el-yüz yıkama faslında: "Anne, sana bir şey söyliicem: Beni bir konsere götürür müsün? Ama orkestra olsun. Bir de ben de çıkayım, tamam mı?" Şaşırıyorum, çaktırmıyorum. "Hmm, tamam Ada'cım" diyorum. "Senin kadar küçükleri almayabilirler ama bir sorarız, sen sahneye mi çıkmak istiyorsun? "Evet, ben de çalıcam" "Ne çalacaksın Ada'cım?" "Simbal, hani var ya, dat daradaradara, dat dara daradara, dat dara..."

Sonrasında, bu sefer ben hızımı alamıyorum, youtube'u açıyoruz. Bir Dudamel izliyoruz; tamam izliyor, tamam ilgiyle ama tam dört kere "tekrar" diyor. O arada tabii enstürmanları hatmediyor. Pikolo, flüt, korno, trombon, çello, neyi gösterirse kamera artık. Ben de o arada Venezuella'lı varoş çocuklarının başarısına ağlaşıyorum. Ada'ya da anlatmak istiyorum, hani şöyle masal gibi ama o beni durduruyor, müzik dinlerken konuşmamdan hoşlanmıyor.

Ona orkestra yöneten 3 yaşındaki çocuğu açıyorum sonra, ona da bayılıyor, iki-üç kere de onu dinliyoruz. Sonra başka kayıtlar, başka konserler... O arada -hasta olduğu için evde olduğu için- iki küçük öğrencimin üstüste dersini dinliyor. Sus-pus. Arada piyanonun ayna gibi yüzeyinden bakışıyoruz. Gülümsüyor bana.

Hadi bunlar tamam. Müzikle yaşayan bir evin ferdi.

Ama diğeri... Bir garip.

Bugün akşam yemeği bitiminde ağzından çıkan laf: "Hadi anne, Yaşar Kemal okuyalım" (!) "Mustafa'yı ama."

Ben şaşmıyorum ama Fethi şok, anlatmıştım, kendi şahit olmamıştı. Yemekten sonra Yaşar Kemal'in 18 sayfalık Beyaz Pantolon hikayesini okuyorum. Dün iki kere istemişti, bugünü üç kezle kapatıyoruz. Sesim kısılıyor, nefesim tükeniyor-kolay da sayılmaz dili, soru işaretleri beynimde dört dönüyor...

***

Böyle oldu.
Kendini beğendirme kaygısı değil. Çünkü tüm tiyatro becerimi kullanmaya çalışarak, hayret etme güdümü bastırıyorum. Sadece içinden öyle geliyor. Evet evet böyle. Yani "annemi şaşırtayım, aman babama hava atayım" değil durum.

İlle de trompet çalmak istiyor mesela. Ama bu ara Carmen'den dolayı simballere takmış vaziyette. El simballeriyle eşlik ediyor esere ama her gün en az birkaç kere büyük simbal almamız için yalvarıyor. Baktı kafamız karışık, bizden cevap gelmiyor, bu gece Amerika'dan aldırmamı önerdi!

Repertuarın klasikleri normal olarak kafasında ve her gün istek parçaları var, kuyruğumda dolaşarak hem de. Türk Marşı, Für Elise, bir Chopin Nocturne, Vivaldi Mevsimler ama ille de İlkbahar ve son günlerde defalarca Carmen (bu Little Einstein'lardan dolayı repertuarına girdi, bizde duymamıştı hiç). Caz da dinliyoruz, onda da bugünlerde favorisi Sophie Millman, Beautiful Love. Ipod profesörü oldu kendisi.

Arada piyano da çalıyoruz, kitabı koltuğunun altına kapıp, ders almak istediğinde, piyano odasında girince ben, ders aldığını zannediyor gerçekten. Ama değil, çünkü o bana ders veriyor, "şimdi hadi Für Elise çalalım, tamam mı? Ama ben şurdan çalayım!"

Bir de PiyanoMini'ye katılmaya başladı. İki haftadır ders günü, ders öncesinde ve sonrasında bana "Yapıncak Öğretmen" diyor!! (ben de onu yemek istiyorum ama bu başka bir konu)

***

Adakızım'ın bugünlerde yaptığı şeyler; kanını kaynatan, ona heyecan veren şeyler bunlar işte. Yo, yo, büyüyünce müzisyen olacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. O konuda net ve ısrarcı: 'Tamiratçı' olacak. Değişmedi yani kararı.

***

Müzisyen olur mu? Bilemem. Henüz çok erken. Ama şu anda bu müziği çok seviyor. Bestecilerle, eserlerle tanışmak en büyük heyecanı. Ve bu tabii ki benim çok hoşuma gidiyor :) Yaşar Kemal'e gelince...

Hmm...

* Kaydetmesem olmazdı, linkler de senin için Adakızım, belki büyüyünce tıklarsın :)

6 comments:

annekarinca said...

Uzun bir ara verdiniz ama sonunda tekrar yazdığınızı görmek güzel oldu. Minik diyecektim ama kocaman olmuş maşallah Ada artık. Çok güzel, çok şeker bir küçük hanım olmuş. Müzikle dolu bir yaşam, ne güzel. Onun yerinde olmayı çok isterdim :)

Iraz said...

Oy oy oy...Nasıl duygulandım,nasıl imrendim, nasıl da üzüldüm bu kadar yakın olup görüşememize..
Ben haftaya sana geleyim mi bir Yapıncak :)

DeryAze said...

ben de çok imrendim. umarım benim kızım da müzikle bu kadar ilgilenir.

small button nose said...

super bu yasta boyle akil masallah

Biranda said...

Süper annenin süper kızı, şaşırmaaa!:))
Bu arada tamiratçı olacağına göre Deniz'le ortak olabilirler, çünkü o da biliyorsun mimar olacak ama tamirat yapacak. Öyle uygun görüyor!

Trinity said...

Aaaa bizim Deniz'de tamirci olacak.. Feci rakip olacaklar desene :)) en iyisi ortak firma kursunlar..
Biz Ada'ya ailecek hastayız başta Deniz :)
Yetenek ve ilgileri de beni benden alıyor..