Thursday, October 28, 2010

Uyku Hali

Tuhaf bir saat. Evin içinde sükunet; alışık olmadığım ses. Sesinden değil de, yoğunluğundan.
Bu evdeki sessizlik hep gürültü gibi geliyor bana.

*
Dışarda yağmur damlaları, kurşun gibi kuvvetli çarpıyor oraya buraya. İçim ürperiyor ama bir yandan da güzel geliyor: Ev sıcak...

Ada sıkkın, ağlak, ne istediği muğlak. Ben bitkin, yorgun, enerjisi solgun.
Şiir gibi. Ama değil.
Geç saat bende kafiye yaratıyor. Elimde değil.

*
Aslında bu postun gideceği adres belliydi de, beceremedim. Gecenin sarhoşluğundayım.
Sabaha kadar oturmak lazım. Herkes uyuyor ya, ağlayan, ıhlayan kız rüyalarda ya; göz kırpmadan, kıpırdamadan, bir koltuğa kurulup ayak uzatmak lazım.
Kafa dinlemek, kulak dinlendirmek lazım.

Falan filan yani. Aslında gidip uyumak lazım.
Ne yazmak istediklerimi yazabildim, ne Ceyda'nın son çektiği fotoları serpiştirebildim. Yuh olsun bana.

İyi geceler sayın seyirciler.

2 comments:

Elif said...

Yuh olmasın Yapıncak... Psikolog bir arkadaşımın dediği gibi " No stage" miş bu, bizde de aynı durum, ben araya kompanse babayı koyuyorum ya da artık tıkaç takıyorum, taki ağlaklık bitene kadar...
Ama seni o kadar iyi anlıyorum ki , dün gece ben de 2'de yatağa gittim tüm uykuma inat, sırf kendime bir kaç saat çalabilmek için...

Sevgiler

Zeynep said...

bu kendimiz için saatleri yaratabilme çabası geriyor beni çok.. Yaratmasam olmuyor, o günü hiç yaşamamış gibi oluyorum, o saatleri gecenin bir korunde yaratsam bunyem bir kac gun sonra isyan ediyor,yat uyu diyor..Bir de dediğin gibi üstüne ne istediği belli olmayan huzursuz tospa eklenince.. olsun yine de sen uzat ayaklarını en azından bir yarım saat ..sevgiler..