Monday, May 17, 2010

Madde Madde Foto Foto

Ne kadar uzun süredir yazmamışım... Her gece aklımdan yazıyorum bir post aslında. Garip dönemlerdeyiz yine. Özet geçmek gerek artık ama geçilecek özet yok, öyle güzel ve yoğun hikayeler yaşıyoruz ki bu aralar. Yine de kaybetmemek adına başlayayım madde madde:

1) Her anı bin cümleye bedel harika bir 23 Nisan geçirdik. Ben susayım resimler anlatsın:





Fotoğraf: Ayça Oğuş

Erin'le Ada garip bir huzurlu ilişki içindeler. Kızım o gün de ergenliğin en sancılı dönemlerini yaşıyor kadar sinirli ve huysuzdu. Öyle böyle değil ama... Ama Erin'in tüm o huysuzlukları görmezden gelen kırk yıllık arkadaş dozundaki anlayışlı ve yumuşak yaklaşımı, sihirli bir değnek gibi Ada'yı sakinleştiriveriyordu. Sohbetleri "Erin'cim, Ada'cım" diye sürüp gitti. Sohbetleri bitmedi. Biz iki anne ise şaşkınlıktan dilimizi yutmuş vaziyette güzelliklerinin hallerini dikizlemekle meşguldük. Ha bir de, geçen sene 1 Mayıs'ta deniz açılışını yapmıştı, bu sene 23 Nisan'da yaptı! Kutlu olsun!

2) Ertesi gün yine Ayça'nın harika fikri sayesinde kendimizi, Disney Müzikalleri'nden eserlerin programı oluşturduğu Doğuş Çocuk Orkestrası etkinliğinde bulduk. Söylemeye utanıyor ve itiraf ediyorum; Ada'nın ilk gittiği sahne gösterisiydi bu. (Rezalet!) Uyku saatlerinin dokunulmazlığı yüzünden ve de çocuk tiyatrolarının tam da bu saatte konuşlanmasından dolayı bir kaç deneme yaptıysam da kendimizi bir tiyatroda bulmayı bile becerememiştik. İlk sahne deneyimi, ilk aşkına denk düştü: Müzik! Arkada koca sinemaskop görüntüler olsa da, o daha çok müzisyenleri ve müziği takibetti. İki dakikada bir yinelenen "Mısır istiyorum" krizi olmasa, hiç de fena değildi diyebilirim. Coşkusu görmeye değerdi, hop oturdu hop kalktı. Sevdik biz. Çocuklar da iyi çaldı doğrusu. Ayça'ya bin teşekkür bizi ayaklandırdığı için!

3) Okul. Ah. Of. Oh. Vay be. Eyvah. Acaba? Her gün yeni bir ünlem doğuruyor bu okul işi. İlk gittiği günlerde ayrılırken aldırmazlık ve dönmek istememek, hemen takibinde ciyaklayarak girmek istememek, hatta içerde ofisten çıkmamak, sınıfa girmemek. Sonra benim gidip oturmam, onun girmemesi. Sonra benim bırakmam, onun çıldırması, anında sakinleşip, dönüşte parlayan gözlü ciddi mutluluğu. Sonunda ablasının bırakması. Bugün ise evden beni öpüp bay baaay diyerek çıkması...

Durum net: Okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını seviyor -şimdilik en azından (Her gece öğretmenini görüyor rüyasında, "Gülümsüyor"muş!). Sorun belli: Benden ayrılmayı sevmiyor. Hayatında büyük yer eden Sultan'ın ani gidişi ve aynı anda hiç hazırlanmadan başımıza çıkardığımız bu okul işi, benimle ilgili bir güvensizlik yaratmış durumda Ada'da. Sıkıntısı her şeye yansıdı. Tepemde yaşayan bir minik şu anda, sürekli, kucağımda, bacağımda. Başlangıçta gece uykularını da etkiledi. Ben onu yatırıp çıkarken, uyumaz oldu birden. Kontrol de kontrol. Feci bir kaç gün geçirdik. Sonra orda da sistem değişikliğine gittik ve şimdi yeni rutinimizle rahatız. Bakalım...

O kadar kuvvetli ki aslında. Resmen duygularını kontrol etmeye çalışıyor, niyetleniyor yani, çaba sarf ediyor, anlıyorum. Ama bir noktada duygular bastırıyor ve küçücük bir minik oluveriyor, savunmasız. O kadar iyi anlıyorum ki onu. Canım miniğim. Kendi minik yaşamına göre ne büyük değişiklikler bunlar.

4) Gelenler, gidenler, olanlar, bitenler: Artık Nigar'ımız var. Çocuksu, güleryüzlü, ağır elli ama olsun, Ada seviyor, biz de. / Annem ve Büşşin geldi, onları bunalttım gittiler! Ama kriz günlerimizde çok yardımları oldu. Sağolsunlar. / Radyo istediğim gibi olmadı, kalbim pıtpıttı çok, kendimde değildim nerdeyse, aritmi. Belki heyecan, belki yorgunluk. Yansıdı tabii. Music Together, devam. Sonuna bile geliyoruz dönemin. Yaz dönemini de açmaya karar verdik, başladık yine çalışmaya. / Dün, Ada'nın büyükdedesinin Büyükada'da düzenlenen 67. Ölüm Yıldönümü Sempozyumu vardı. Fethi çok koşturdu, bense derslerimi bırakamadım, gidemedim. Ada ordaydı. Çok güzel geçmiş tüm konuşmalar, çok katılan varmış, sevindim. / Ada fiziki aksiyona verdi kendini. Babaannesi ve Ceyda sağolsun, her an parkta, sahilde...

Fotoğraf: Ceyda Eldem

5) Ada kendini erkek sanıyor. Daha doğrusu kız olmayı reddediyor. Çok kurcalamasın diye ben de kurcalamıyorum. Kızlar şöyle, erkekler böyle konuşmalarına girmiyorum. Zaten hiç sevmem. Ama herhangi biriyle başladığı sohbette, ben abiyim filan dediğinde, millet anlatmaya koyuluyor ve bizimkinin de morali bozuluyor. Kafası karışıyor. Çiçekli her şeyi reddediyor, elbise giymiyor, arabalardan hoşlanıyor ve "ben erkekim" diye dolaşıyor. Hayırlısı, ne diyim? Abi olmadığı zamanlardaysa bebek bu arada! Cidden yani. Öyle hissediyor kendini. Garip bir dönemdeyiz anladığınız.

Fotoğraf: Ceyda Eldem

6) Ben iyiyim, sağlığım fena değil. Yorgunluk ve stres iyi gelmiyor o kadar. Piyano çalışmayı özledim yine. Ama onun yerine bol bol şarkı söylüyorum...


16 comments:

elif ada said...

Resimlere bayıldım. Erin'le dostluğuna da...

pinarbk said...

Resimlere baktım...baktım...Çok özlemişim sizi...Arayacağım akşamüstü...

Zeynep said...

Erin ile iletişimleri dışarıdan bile hissediliyor. Ne mutlu ki birbirleri ile zaman geçirebiliyorlar :)Resimler çok ama çok güzel. Cumartesi günü kaos bir gün geçirdil,sizi arayip haber veremediğimiz için ayrıca özür borçluyuz.. Dileyeceğiz.. Sevgiler, Zeynep

Burcu said...

iyi olmanıza sevindim ve tabii adanın resmen byümüş hallerine bayıldım :))

İkiz Annesi sdilek said...

Yapıncak uzun zaman oldu gerçekten.
Bu arada Ada baya büyüdü.Neredeyse genç kız oldu.Baksana bisiklete bile tek başına biniyor.Pedalları çevirmeyi öğrendimi?
Erkek haa...Gülümsetti beni sağolsun.İlahi Ada..

ceyd said...

Erinle fotoğrafları harika! Ilk boyfriend'im diye bu minik oğlanı hatırlayacak ilerde...

Begüm Baltacı said...

Fotoğraflar çok güzel. İlk dikkatimi çeken ise Ada'nın saçlarının bayaa uzamış olması. Çok güzel bir kız maşallah.

handeguler said...

Bu siteyi keşfettiğimden beridir Ada kızın en büyük hayranı benim diyebilirim. Küçükken koyduğunuz videoları bilgisayarın ekranına yapışarak seyreder neşelenirdim. Şimdide resimlerini ekrandan sevip Allahın banada bu kadar güzel,şirin ve akıllı bir kız vermesi için dua ediyorum.

derya said...

teşekkürler yapıncak hanım bayıldım fotolara;) harikasınız gerçekten içimiz açıldı;)

OZGE said...

madde 5.) ''ben büyüyünce abi olcam!!!''
Ayşegül de (dt 15/07/2007) 30-32 ay civarı aynı krize girdii... merak etme çıktı :))

AycA said...

sizi seviyorum :=))geri gittim bir ay öncesine :P gerçekten aralarındda sihirli bir anlaşma var..
iyi ki varsınız.. sırada santral istanbul var.. haftaya yapalım derim!:=)

Oya Kayacan said...

Ada kızı da seni de pek özlemişim Yapıncak. Resmen hasret giderdim.

Gökşen said...

Ada'nın Erin'le resimlerine bayılıyorum, bu kadar mı uyumlu olunur!
Yaz döneminden haberimiz olur değil mi?
sevgiler.

Burcak said...

bayildim resimlere yine! Hele en son bisikletlide tam ısırmalık olmus:) Cok opuyorum ikinizi de...Ceyda'nın da ellerine saglik,harika pozlar:)

Burcak said...

pardon Ayça'nın da ellerine saglık,dikkat etmemisim!

mine said...

çok tatlılar çok
masalmış gibi
fotoğraflar da çok hoş, ellerine sağlık