Friday, November 6, 2009

Yerelması

Bu durum ilginç.

Ben: Etsever, sossever, tuzlusever, tatlısever, çiko ve bilumumlarına aşık, bol tatlı, az sağlıklı bir yeme alışkanlığına sahiptim. Yıl: Evlilik öncesi.

Ben: Salata tutkunu oldum. Yanında salata olmazsa yediğim yemeğe yemek demedim, yemek yemedim. Yıl: Hamilelik dönemi.

Ben: Az et yer, tatsız-tuzsuzu sever, sebzeci ve meyveci bir tip oldum, bir şekilde mutlu da oldum. Yıl: Ada sonrası.

Diyorum, demiştim; çocuklarımızın önündeki en büyük model biziz, bunun için iyiyi/doğruyu seçmemiz gerekiyor hayatımızda. Bu da bize verilen bir şans aslında. "Daha iyi, daha doğru" olma şansı. Teşekkürler çocuklarımıza!

Döneyim konuya: Yerelması.

Ada'ya örnek olacağım ya. Hayatta yemediğim biber dolması artığı biberleri yedim karşısında, yüzümü buruşturmamak için en büyük tiyatroyu oynayarak. Daha yeni katı gıdaya geçtiğimizde en kereviz kokulu seçkileri sundum önüne, adını söylerken fıstıklı çikolata coşkusuyla söyledim. Beğensin diye, o da kereviz tutkunu olsun diye. Tüm yan gözle baktığım sebzelerin adını yan çizmeden, oyunsuz, paldır küldür söyledim; onun için her şey yeni ve her şey güzel diye. Önyargısızlığını kullandım, bilerek ve isteyerek.

Yemek yapılırken peşimde kuyruk olmuş, aç kedi usülü etrafımda dolaşırken, karnıbahar haşlayacaksam çiğ verdim. Sonrasında iş rayından çıktı, salata yapılırken, her çeşit kurusu, tazesi, soğanlara saldırdı, sap sap maydanozlar yedi. Burnumu gözümü cayır cayır yakan her çeşit soğanı, bir demet nergis verirmiş gibi verdim eline.

Sonrasında iş kontrolden çıktı. Şimdilerde katır kutur sarmısak yiyor, afiyetle! Sultan'ın içi kalkıyor, bebek ama o, kokmasın diyor. Kınıyor beni hatta. Koksun diyorum. Ohhhh, missss. Doğal antibiyotikten daha güzel ne kokabilir şu günlerde?

Geneli bu konunun. Biraz detayı ise. Ada'nın 7, 10:30, 12, 3 ve artık 7'ye konuşlanmış yemek saatlerine bir yenisi daha eklendi uzunca süredir. Resmi olarak yani! Saat 5 buçuk: Çiğ sebze saati. Lahana, soğangiller, her çeşit biber -en bayıldığı galiba biberler, karnıbahar ve kerevizin yanına yerelması katıldı bu sefer. Aklıma gelmezdi, getirdi. Karşılıklı çiğ yerelması yedik ana-kız. Mutlu-mesut.


"Turpa benziyor, dii mi anne?" dedi bir de.

Dedi evet!


*Burada parantez, sebzelerimiz bir süredir Pınar'dan, bir turp yedik ki geçen hafta, böylesini görmemiştim; bilmezdim, lokum! Ağzım sulanıyor şu an.*

Biraz da bilgi: Netten öğrendiğim kadarıyla çiğ yerelması hazma iyi gelirmiş, vücudun direncini arttırır, şeker hastalarına iyi gelirmiş. Böbreklerin, pankreasın iyi çalışmasını sağlarmış. Çok az kalori içerir, kabızlığa iyi gelirmiş. Ve ve ve en önemlisi -emziren annelere bu haber: Süt yaparmış yerelması! Bir de afrodizyak etkisi varmış. Zeytinyağlısını yapardık da, bilmediğim bir şey varmış, pişirirken kabuklarını soymaya gerek yokmuş...

Bir varmış, bir yokmuş, bu yazı da burda bitmiş.

6 comments:

Deniz said...

yerelmasının çiğ yenebildiğini yeni öğrendim bak... Sanki gaz yapar gibi geliyor kulağa ama önyargılı yaklaşmayayım :)

saira said...

Harika ya.

Yapıncak,birkaç haftadır girmemiştim bloga.Ne güzel yazılar ve fotolar gördüm.Çok güzel paylaşımlar:)

anne yazar said...

Biz yerelmasını hep çiğ yerizki zaten pişirildiğini şimdi öğrendim.

ŞEKER said...

ahhh yer elması ah..
7 aylık bir kızım var. sebze çorbasının içine yer elması koyayaım dedim içmedi. tadını sevmedi. daha sonra tekrar denedim yine sevmedi...
tamam ben de pek sebzeci değilim ama kızım bari benim gibi olmasın..
biraz daha büyüyünce sizinle aynı şeyleri biz de yapacağız. örnek olmak için..

Iraz said...

Canım yerelması istedi şimdi, ben de çiğ yiyenlerdenim!!!

yapıncak said...

* Deniz bak iste yeni bir bilgi, sen de ver senin minise, katir katir kutur yiyin karsilikli bizim gibi, sonra soylersin bana gaz yapti mi, yapmadi mi :)

* saire sagol :)

* anne yazar, iste blogun faydalarindan biri degil mi?

* Şeker, hiç umursamazmış gibi karşısına geçip yapmasını istediğiniz bir şeyi yapınca, derhal cevap geliyor :) Onlara numara yapmak ise deneyimimim, hiçbir zaman sökmüyor.

* Iraz afiyet olsun :)