Monday, March 30, 2009

Yirmi Ay Dile Kolay

'İşyeri'ndeyim -veya 'okul'da. Her ne ise adı. Bir türlü adını oturtamadım ki bu mekanın...

Seviyorum burayı. Aydınlık ofis odasındayım.

Giriş katında oturmak ne güzel bir duygu. Perdesi, penceresi açık aydınlık mekanları hep sevmişimdir. Dışardan tek tük insanlar geçiyor. İzliyorum sessiz. İnsanların yüzleri daha bir aydınlık sanki. Bahar bulaşmış yere-göğe ışığıyla, yeşiliyle bir şekil. Sesler bile farklı. Arabalar da geçiyor güya ama duyduğum kuşların şakrak cıvıltısı. Pencerenin önünde diri tomurcuklar, toprağı delip yeşili şenlendiren yaramaz çiçekler.

Beklediğim mevsim burda, rengiyle kokusuyla.

*

Kızım ikinci baharını yaşayacak.

*

Oysa... Düne kadar kıştı bizim buralarda. Salya-sümük, hastalıklı bir hafta geçirdik. Gecesi, gündüzü; saati, dakikası uzuuun mu uzun.
Karanlık.

Bugünse, yüzümüz güneşe döndü.
Sonunda.
Miniğimin gözü daha parlak, hareketleri daha kıvrak sanki. Halindeki o kahredici peltelik, şaşkınlık, isyan, uykusuzluk yok artık.

İlk defa nezle oldu Adakızım. İlk defa burnu tıkandı. Öksürükle az biraz tanışmıştı ama göğsündeki hırıltı ilk kez sesini bu kadar duyurdu minik cana.

İlk defa uyuyamadı sonra. Görülmüş şey mi? İlk defa iştahı kaçtı! Ve ilk kez "anne, anne" diye sayıkladı uykusunda çatal sesiyle. Acıttı acıttı içimi, o biçim.

*

Adakızım yirmi ayını devirdi, yirmi birinci ayına nefessiz, tatsız, ekşi girdi.
Olsun.
Minik bedenler onlardan öylesine umulmayan bir güç sergiliyor ki, şaşmamak imkansız. Adakızım bugün cıvıldamaya başladı tekrar.

Hoşgeldin Bahar!

8 comments:

Anonymous said...

Geçmiş olsun, onlar hasta olunca ne zor oluyor birşey yapamamak, benim küçük paşam annem herşeyi çözer diye bir umut bana sarılıyor, mızırdanıyor, üüüü diye dudak büküyor o anlarda daha da zor oluyor dayanmak. Sihirli bir değneğim olsa dokunsam geçse bitse şu hastalık minik kuşum tekrar cıvıldamaya başlasa diye tuturuyor içim! Ama birkaç güne geçecek üzülme daha büyük hastalıklar ırak olsun çözümsüz dert olmasın diyerek avutuyorum kendimi...

yapıncak said...

Adsız, size de geçmiş olsun. Son cümlen çok doğru, çözümsüz dert olmasın. Bunlar her çocuğun başına gelebilecek, onların direncini arttıracak hastalıklar sonuçta...

cAg said...

Yapıncak, en çok hasta olunan mevsimdir bahar, çok geçmiş olsun Adakıza.Ama bahar hiç gitmesin yaz gelsin yine ağacın gölgesinde oturacak mı Ada, en çok bunu merak ediyorum,duuuur artık çevresinde tur atacak...
Öptüüüm

Nilsu'nun annesi said...

Çok geçmiş olsun Yapıncak. Çok zor olmalı. Bu kadar korkutan iştahının kaçması bile insanın içini acıtıyor. Nilsu 5 aylıkken ishal olduğunda hiç bir şey yemek istemeyince ben kafayı yemiştim bu kez. Çok tehlikeli mevsimler bunlar. Ben de nezle ve halsizlikle uyandım bugün ve kızıma bulaştıracağım diye çok korkuyorum. Nasıl önlem almalıyım bilmiyorum.

Bu arada bir mail attım sana. Ulaşmadı mı acaba?

Nurdan Gencturk said...

Geçmiş olsun Yapıncak...

yapıncak said...

* Çağlayan harikasın, bu ne hafıza! Evet haklısın, bu yaz aynı pozu alacağımızdan şüpheliyim :)

yapıncak said...

Nilsu'nun annesi,çok çok geçmiş olsun. Biraz az koklaşman gerekecek miniğinle, bolca da istirahat ve vitamin.

Mailine cevap yazdım, gecikme için özür :)

yapıncak said...

Nurdan sağol, atlatıyoruz galiba...