Tuesday, April 29, 2008

Müzikal Buluşmamız Powerfull'da!

Müjde!

Bu pazarki müzikal buluşmamız Powerfull Fitness and Wellness Club'da olacak. Mekanla ve ekibiyle tanışma sebebim, hamileliğimin 4.ayında başladığım ve doğumuma kadar devam ettiğim "Hamileler için Pilates" programı idi (şu an normal pilatese devam ediyorum).

Powerfull, güzel manzaralı, temiz; güleryüzlü insanların sizi karşıladığı sıcak bir mekan, bir sürü farklı programın sunulduğu bir spor merkezi. Her ay konularında uzman kişilerin katıldığı bilgilendirici toplantıların düzenlendiği, haftasonları üyeler için eşli-çocuklu sosyal buluşmaların planlandığı, dostlukların kurulduğu, sporun yanında terapi ve dejarş olma merkezi yerini de tutan, enerjilerin birleştiği iyimser ortam...

Teşekkürler Powerfull! Müzikal buluşmalarımızı misafir ettiğin için. Ve tabii teşekkürler sevgili Jale, hamilelerin ve annelerin iyilik meleği.

Bu arada Jale ve tüm hamileler, yeni anneler bu sitede. Bu vesileyle Jale'nin yönettiği pilates programını da tüm bebek bekleyenlere öneriyorum. Biz çok faydalandık.

Anneler ve Bebekleri Romantika'daydık

Yazık olan son iki buluşmanın fotoğraflarını çekememem...

Fenerbahçe Powerfull Club'da katıldığım "Hamileler için Pilates" kursunda, hamileliğimin 4.ayında tanışıp, birlikte karın büyüttüğümüz, ardarda birbirinden güzel melekler dünyaya getirdiğimiz, peşpeşe büyüttüğümüz, şimdi birinci yaşları kutlamaya başladığımız anneler ve bebekleriyle buluştuk yine. Nerdeyse bebeklerimizin doğumlarından itibaren en az iki haftada bir buluşmalarımız devam ediyor. Bahar geldiğinden beri de daha bir çoğaldı bu buluşmalar.

Bugün Fenerbahçe Parkı içindeki Romantika'daydık. Ne güzel bir yermiş. Bir taraf deniz, bir taraf yeşillik, dışarıya serpilmiş masalar, bir de harika romantik, yüksek kubbeli, sera görünümlü beyaz hakim kapali mekan. Hava güzeldi, dışardaydık. Servisten çok memnun kalmadım şahsen. Ama tabii sekiz bebekli bir gruba servis ne kadar ihtimamlı olabilir, o da başka.

Hangi minikler vardı? Arhan, Elif Rüya, Alya, Borga, Ada, İdil, Ceylin, Kaan... Minikler büyüyor. Bugün benim için önemli bir gündü. Bu buluşmalara hep geç giderdik biz Ada'yla. Sebep Ada'nın uyku saati, 1-3. Bahar geldi geleli, bu biraz canımı sıkmaya başlamıştı doğrusu. Yani kızımla güzel havaların tadını da çıkarmak istiyordum ama işte en güzel saatlerde miniğim uyuyordu.

Bugün tam da 1'de, yani uyku saatinde, hadi dedim Ada, bugün çıkıyoruz. İstersen dışarda uyu... Olmadı. Dışarda uyumadı. Gerçi başta iyiydi, ama sonra...ah bebeğim, uyku kaçınca, keyfi de kaçtı miniğimin.

Günün güzelliği Ada için, Alya'nın annesinin yaptığı sağlıklı ve yummy lezzetli waffle'lardı. Zaten hayatta onu en mutlu eden şey, yemek yemek yemek...

Sunday, April 27, 2008

İlk Müzikal Buluşmamız


Bugün buluştuk! Üç çocuk, üç baba, iki anne, bir hoca. 4 yaşındaki Beste, 19 aylık Derin ve Ada bu müzikal günün adandığı miniklerdi. Yerimi henüz netleştirmediğim ve bu müzikal buluşmalar için artık sabırsızlanmaya başladığım için burda yaptık ilk buluşmamızı. Evimizde.

Dört duvar ve bir halının rahatlığı yoktu tabii. Onun yerine bıcır bıcır bir salon ve çocuklu ev şekline henüz bürünmemiş bir ortamda, desenli halıların, gümüş zerzevat ve kırılacak bıcırtıların arasında toplandık. Oturacak yer diye halıların üzerine balkon minderlerini attık. Azdık, samimiydik; kabullendik.

Heyecanlıydım, e tabii açılış öncesi serideki ilk "resmi buluşma" buydu. Ama kendi adıma konuşayım, gerçekten çok eğlendim. Çok güzel vakit geçirdik. Gelenlerden duymak gerek aslında. Şarkılar söyledik, parmak oyunları-taklitler yaptık; ayağa kalkıp danslar edip, enstürmanları şıkırdattık.
Çoğunluk babalardaydı. Ve babalar bir harikaydı!

Gelecek hafta devam ediyoruz, internet anneleriyle, ve belki babalarıyla. Her şey yolunda giderse evde değil, daha uygun bir mekanda buluşabileceğiz. Katılmak isteyen yeni aileleri --anne-baba-dede-hala (vs) ve çocukları (o-6 yaş arasında tüm minikleri) bekliyorum! Bana yazın...

Saturday, April 26, 2008

9. Ay Doktor Randevumuz

Adakızım karnımda kaldığından daha fazla bir süredir bu dünyada olan kocaman bir bebek artık. Alışıyor buralara. Çok hızlı büyüyor. Bana arkadaşlık ediyor sonra, güldürüyor beni, gülüyor bana. Eğleniyoruz. Bol bol orda burda geziyoruz.

Tam dokuz aylık oldu bebeğim. Küçük bir Buda kendisi. Doktorumuz "böyle mutlu bebek görmedim" diyor. Hep mutlu yaşasın küçük kızım.


Ama önce sağlıklı olsun. En önemlisi bu çünkü. Şu anda hala dişsiz, hala emeklemeyen, yürümeyen; ama hala iştahlı ve güzel uyuyan bir bebek. 9800 gr, 73 cm. Henüz tam basmasa da, balerin parmak uçlarını yere değdirmeye başladı mesela. Kızgın bir yüzeye değiyor gibi, bacaklarını hop gerisin geri poposunda da toplamıyor artık. Biraz biraz gücünü veriyor şimdi. Olacak bebeğim. Doktorumuzun dediği gibi, "biraz geç olacak" ama olacak.

Yemeğe gelince, köfte ve kabak dolmasına başlayacak miniğim. Bir de biber dolmasına, biberiyle hem de. (Annesi yiyemez o nasıl yiyecek?) Eminim onu da yiyecek, küçük bir canavar olduğu için! Bakalım tabii, göreceğiz...

Uzun lafın kısası, her şey yolunda. 10.ayımıza girdik... Hayırlı olsun.

Friday, April 25, 2008

Yoğun ve Heyecanlı Günler

Çok yorgunum. Uzun zamandır böyle koşturmaca içine girmemiştim. Nerdeyse her gün sokaklardayız ve yine her gün gelenimiz gidenimiz oluyor. Bu harika bir şey. Çünkü bir gün bir günün aynı olmuyor. Ama işte enerji de bir yere kadar. Dün dedim ki tamam, bu kadar, tükendim.

Neler yapıyoruz? Bir kere her sabah Ada'yla park ya da sahil yapıyoruz. Bunda yalnızız. Parktaki kuşları, köpekleri saymazsak. Sonra Ada uyuyor, ben başlıyorum, yazışmalara, görüşmelere, telefonlara. İş kurmak buymuş demek ki. Bir de seminer çıktı başıma. Aslında hoşuma gidiyor, konu ilgi çekici, zamanlama mükemmel, konuyla ilgilenen birilerine bu işi anlatmaksa son derece heyecan verici. Ama yine de ciddi bir iş, hazırlık gerekli, en azından doğru bir planlama yapmak gerek. Az kaldı.

Sonra müzikal buluşma planları. Çok çeşitli gruplarla günleri saatleri netleştirmeye başladık. Ama en önemlisi yer meselesi. Her gün saat 3'ten sonra -başka bir buluşma programı yoksa, Ada ile çıkıp, sokak sokak, emlakçı emlakçı dolaşıyoruz. Music Together için güzel bir yer olsun istiyoruz. Anne-babaların bebekleriyle kolayca girip çıkacakları, mümkünse arabalarını rahatlıkla park edebilecekleri, hem görünür yerde olup hem de giriş çıkışı engelleyecek bir curcuna içinde olmayan sessiz bir yer.

Ağustos'a göre hazırlıyordum kendimi ama galiba bu aralar bu işi netleştireceğim. Açılış ve ilk kayıtlardan önce yaptığımız buluşmaların da bu mekanda olması iyi olacak çünkü.

Heyecanlı günler yaşıyoruz. En büyük destekçim Adakızım! Zaten her şey ondan ayrı kalmamak ve onunla birlikte güzel vakit geçirmek için başlamadı mı?

Wednesday, April 23, 2008

23 Nisan


Kutlu olsun! Bebeklerimizin geleceği aydınlık olsun. Atatürk'ü anlayan, değerinin farkında olan; kendine, geçmişine ve geleceğine saygısı olan nesiller yetiştirmeyi becerelim anne-baba olarak. Yüzümüz ileriye dönük olsun.

Adakızım, nice güzel bayramlar yaşa bebeğim.

Anneler, Bebekleri ve Park Hikayeleri

Dün anneler ve bebekleri Özgürlük Parkı'ndaydık. Nerdeyse nerdeyse her hafta görüşürken, seyahatler dolayısıyla uzun süre ayrı kalınca çok özlemişim herkesi. Bebekler büyümüş, serpilmiş. Artık birbirleriyle gerçek iletişime geçmeye başlamışlar. Heyecan verici.

Biz Ada'yla yine geç gidebildik. 1-3 uykusu meselesi! Uyandıramıyorum miniğimi. 5 uykusunu artık bir şekilde atlatabiliyoruz bazen, ama 1-3'de ısrarcı Ada. Kaç kişiydik peki? Sayalım: Bebeklere öncelik, Ada, Borga, Alya, Mehmet, Elif Rüya, Ceylin, İdil, Doğay, Uluç...atladığım yok galiba.

Park güzel bir park, ilk kez gittim. Bir kere sulu! Ve bol ağaçlıklı, ki bu eşittir gölgelik serin alan. Çok fotoğraf çekmek istedim ama şarj aletimizi evde bulamadığımız için olmadı.


Aslında benim favorim sahilyolundaki park. Hele bu mevsimde. Olağanüstü. Çiçekler, laleler, değişmeyen ziyaretçiler,
kuşlar, köpekler... Sabah 8-9 favori mekanımız. Parktaki herkes arkadaşımız.

Hep şükrediyorum, ne kadar şanslıyız diyorum, bu şehrin keşmekeşinde yanıbaşımızda bu nefesi soluyabildiğimiz için.

Tuesday, April 22, 2008

Dedem ve Emerson

Dedemi ben 2 yaşındayken kaybetmişiz. Bir gün, bir anda, pat diye gitmiş. Oysa ki beni çok severmiş, mektupları var iki yaşındaki Yapıncak'a yazdığı. Belki bir gün burda bir kısmını paylaşırım.

Dedem 35 yaşında Romanya'dan Türkiye'ye gelmiş. Avukatmış, çok okur, çok anlatırmış. Annem arada dedemin şu sözünü anlatır bize ara ara: "Okuyun, adam olun beholan! Bir şeyin en iyisi olun, isterse şarkıcı olun ama en iyisi olun" dermiş. O zaman şarkıcı olmak çok makbul olmasa da, en iyisi olma fikri onun önem verdiğiymiş, en iyisinin her zaman makbul olduğunu bilirmiş.

Dün bu şiiri okudum bir dergide, dedemi hatırladım. Orjinalini bulmak için şu sayfaya gittim, henüz bulamadım ama okuyorum, çok güzel şiirler var.

En İyisi Sen Ol

Dağ tepesinde bir çam olamazsan,
Vadide bir çalı ol. Ama,
Dere kenarındaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir avuç ot ol.
Bir yola neşe ver.
Bir nilüfer olamazsan bir saz ol. Ama,
Gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya da mecburuz.
Burada hepimiz için birer iş var.
Cadde olamazsan, sokak ol.
Kazanmak ya da kaybetmek ölçü değildir
Her ne isen onun en iyisi sen ol...
Ralph Waldo Emerson

Monday, April 21, 2008

Emeklemek ve SIDS

Ada 9.ayını doldurmak üzere ve hala emeklemiyor. Çok hoş bir durum değil ama panik olmaya da gerek yok. Her bebeğin gelişimi farklı, bir yönden hızlı giderken, bir yönden arkadan takibedebiliyorlar "aydaş"larını.

Biraz önce
üyesi olduğum bir gruptaki linklerden birinden ilginç bir bilgi edindim. Amerika başta olmak üzere, son yıllarda bebeklerde emekleme zamanı gecikmeye başlamış. Bunun sebebini de SIDS (Sudden Infant Death Syndrome, 'Ani Bebek Ölümü')'den korkan ailelerin, bu riski büyük oranda azalttığı kanıtlandığı için, bebeklerini sırtüstü yatırmalarına bağlamışlar. SIDSde azalma görülürken, emekleme zamanında da gecikme saptanmış. Bebek sırtüstü yatınca emeklemek için gerekli egzersizleri çok daha az yaptığı için böyle bir gecikme oluyormuş.

İnsan vücudu ilginç. Artık 20 yaş dişinin de çok daha az kişide çıktığını, 4 tanesinin tamamlanmasının yüzdesinin yine azaldığını biliyor muydunuz? Sebep de yeni yemek alışkanlıkları, vahşi etoburluğumuzun azalması ve sağlıklı beslenmeye yönelmemiz.

Baştaki paragrafa dönersek, Ada'da yemek ve uyku önden giden güzelliklerdi. Herkesin "Aman söyleme, sus sus, nazar değer" dediği türden. Ama fiziksel bakımdan biraz geriden gidiyoruz. Gerçi, kafa kaldırma (doğduğundan itibaren başını kaldırıyordu!), kolları üstünde kalkma, dönme zamanında gerçekleşti ama emekler pozisyonda popo kaldırma, basma, emekleme...gerideyiz. Bir de şişkoyuz tabii :)

Ve Ada sırtüstü yatıyor. Her zaman. Hmm.

Uyuyan Güzel


9 aylık bir bebekle 4 aylık bir bebek arasındaki 10 farkı bulun!

Bebek bebektir demeyin. Bu minikler çoook çabuk büyüyorlar -bkz.foto. Dün bir türlü karşılaşıp tanışamadığımız şeker Duru bebekle tanıştık. Güzel bakışlı, bitirim dudaklı, iyi huylu bir minik bebek. Bizimki ise, artık ses denemeleri yapan, her bulduğu şeyi lüp ağzına atan, yemek olsun ne olursa olsun diyerek, eline geçen her yemeliği midesine indiren bir küçük canavar.

Dün plan Göztepe'de başlayıp Feneryolu'nda bitecek olan 23 Nisan yürüyüş ve etkinliklerine katılmaktı. Duru bebekle, anne-babası da bu plana bayıldı. Ama ah, Ada'nın uyku saatinin dışına çıkmak mümkün mü? Kızım dışardan gelen bangır bangır müzik gürültüsüne, şen çocuk çığlıklarının inadına 1-3 uykusunun bir dakikasını bile feda etmeden uyudu. Eğlence kaçtı.

Biz de ancak yerleri süpüren renkli konfetilerin, yorgun ama heyecanlı çocukların taşıdığı renkli balonların ve yürüyüşten dönen tatlı kalabalığın arasında yürüyüşümüzü yaptık. Sonra da bir güzel pazar ziyafeti çektik. Bizi yerken görüp haksızlığa dayanamayan Ada'nın eline ilk kez bir ekmek parçası verdim veeee tabii ki küçük canavar bu fikre pek bayıldı.

Afiyet olsun minik bebeğim. Ama bundan sonra çok uyuyup hayatı kaçırma, tamam mı? Hem bahar da geldi, annenin içi fıkır fıkır.

Thursday, April 17, 2008

Müzikal Buluşmalara Davet

Bugün de, Adakız'la bol bol müzik yaptık. Şarkılar söyledik, danslar ettik. Marakası şıkırdattık, komik taklitler ve parmak oyunları yapıp kıkırdaştık.

Bir türlü şu konuyu anlatmaya girişemiyorum çünkü konu çook geniş. En kısaca anlatmaya çalışırsam, bir hayal kurdum, heyecanlandım. Eski mesleğimle -piyanistlik- yeni mesleğimi -annelik- birleştirme hayaliydi. Büyük bir ameliyat atlatmış, evlenmiş, harika bir bebek sahibi olmuştum; artık üniversite stresinde çalışmak istemiyordum.

Bir kaç hafta çok çok ince bol araştırmalar yaptım, geceler üstüste uyuyamadım, daha da heyecanlandım. Sonra bir baktım, bir dakika yanından ayrılamadığım kızımı bırakmış uçmaktayım, kıta kıta uzaklara.

İnandığım ve hayran kaldığım bir programın kayıtlı hocasıyım artık (Müjdeler olsun!). 0-5 yaş arası bebeklerin, çocukların ve onları en çok sevenlerin müzik rehberiyim (Ve çok mutluyum!).

Amerika'da şaşırtıcı derecede yaygınlaşmış bir program. İnsan neredeyse tüm çocukların bu derslere katıldığını düşünüyor. Öyle ki takibettiğim iki blogda, Pratik Anne'nin şu ve şu postu ile Mine'nin şu postunda, onların da minikleriyle programa katıldıklarını ve son derece mutlu olduklarını gördüm.

Aslında farkına varılması gereken şu: Her çocuk müzikaldir (çünkü doğamızda var). Yapılması gereken, bunu ortaya çıkartacak müzikal ortamı sağlamak. Çocuklar ebeveynlerini veya yakınlarını model alarak içlerindeki müziği ortaya çıkarabilirler ancak. Yürümeye, konuşmaya başlarken yaptıkları gibi. Doğalarındaki müziği çıkarmak için de yine ailelerinin modelliğine ihtiyaçları var.

Şu dünyada sürekli CD dinleyip, konserlere gidip, kusursuz ve profesyonel yorumculara kulağı alışmış, dolayısıyla müziği pasif şekilde tüketmeye razı olmuş aileler ise, işte bu tip müzikal buluşmalarla, mümkün olan en eğlenceli ve zorlamasız bir şekilde, olması gerektiği gibi müzikle buluşuyorlar, çocuklarını buluşturuyorlar.

Benim çok hoşuma gitti. Okurken incelerken de beğenmiştim. Ama orda izlediğim ilk derste resmen gözlerim yaşardı. Tamam dedim, budur. (Bir de uzun uzun kendi müzik geçmişimle kıyasladım, o da başka bir konu uzuuuun, başka bir sefere artık).

İşte bir kaç gündür biz de, Ada'yla Music Together şarkılarını söylüyoruz, ritmler tutuyor, danslar ediyoruz. Nasıl hoşuna gittiğini anlatamam.

Bu haftasonu bir kaç arkadaşım, eşleri ve bebekleri, çocuklarıyla ilk buluşmamızı yapıyoruz. Çok heyecanlanıyorum. İlk gerçek dersten önce amacım böyle müzikal buluşmalar düzenlemek (ücretsiz), onun için bu yazıları okuyan ve henüz tanışmadığımız aileler varsa, lütfen gelin bize katılın.

Bu konu daha bitmedi, kolay da bitmez herhalde içimdeki bu heyecanla. Ama şimdilik bu kadar. A, bir de bir seminer teklifi geldi. Günü, saati netleşsin, burdan anons edeceğim.

Wednesday, April 16, 2008

Lale


Adakızım'la İstanbul'un tadını çıkarmaya başladık yeniden. Bu şehirle ilişkim tuhaf, aşk ve nefret ilişkisi. Ama ilk defa Ankara'dan burayı özleyerek dönüyorum. Şehirleri güzelleştiren insanlar, o insanların yaşadığı, yaşattığı mekanlar, anılar... Bir de bahar. İşte bu mevsimde İstanbul bir başka güzel galiba.


Sabahları erkenden Ada'yla sahile değil, hemen yanıbaşımızdaki parka gidiyoruz artık. Henüz tenhayken, çiçeklerle, kuşlarla, köpeklerle, ağaçlarla ve güzel insanlarla selamlaşıyoruz, konuşuyoruz. Sonra da oksijen bolluğundan -ne kadar bol olabilirse, sarhoşlaşmış bir şekilde eve dönüp harika bir uykuya dalıyoruz... desem de... Ada harika bir uyku çekiyor, ben de işlerimin başına kuruluyorum: O uyanana kadar okumak, yazmak, çizmek, projeleri şekillendirmek... Sonra bir bakıyorum, iki saat geçivermiş, kızım uyanmış, odasında şakımaya başlamış, meyva vakti gelmiş.

Şimdi meyva vakti.

Monday, April 14, 2008

Kayıp


Sevgili Rana Teyze'yi kaybettik. Çok üzgünüm...

Sonunda

İki haftalık ayrılık sona erdi. Anlatacak o kadaaaar çok şey birikti ki, kendi kendime tekrar etmem gerekiyor: Ankara seyahati, anneanne-dede buluşması -kavuşması, kuzen Batu ve büyükdayıların gelişi, Amerika sayahati, büyük planlar, İstanbul'a dönüş ve Portage sertifika programı.

Yakında burda!

Tuesday, April 1, 2008

Blog Talk

Diğer blogumu saymazsak bu işte yeniyim. İlk önce farklı şehirde yaşayan ailem ve arkadaşlarım için böyle bir şey düşünmüştüm. Ada'nın gelişimini izlesinler diye. Sonra baktım, ihtiyacım da varmış yazmaya, evde yalnız başına bebeğini büyüten bir anne olarak, paylaşmaya. (Tabii yalnızlık sadece gündüzleri, babamız akşam yardıma geliyor ama Adakız da çoğu zaman uyumuş oluyor).

İşte böyle yazmaya başladım. Yazdıkça okudum da. Öyle güzel bloglar buldum ki; şeker mi şeker bebeklerle tanıştım, harika annelerin hikayelerini dinledim. En çok takibettiğim bir kısım adresin de linklerini yanda verdim. Siz de okuyun.

Çünkü biliyorum bu anneler -ve de az da olsa blog yazarı babalar, paylaştıkça sevinçlerini büyütüyor, üzüntülerini azaltıyorlar. Yazıların altındaki yorumları okursanız anlarsınız. Ayrıca her bir blog bir deneyim hikayesi, sizden önde giden annelerin hikayesi, bebeğiniz için bir ön hazırlık oluyor mesela. Ya da benzer içseslerine sahip olduğunuzu fark ediyor, seviniyorsunuz.


Böyle günlükler tuttukça -yazılı ya da elektronik- geçen zamanın da sanki çok daha farkında oluyorsunuz. Bu sefer bu farkındalığı pozitif anlamda söylüyorum. Farkında yaşamak manasında.

Bir süre uzak olabilirim bu sayfadan (henüz bilgisayarımı götürüp götürmemeye karar vermedim). Götürsem de belki yazmaya vaktim olmayabilir. Ne de olsa çok yoğun bir bir hafta geçecek.
Ben yokken siz de diğer blogları keşfedin, güzel bebeklerle tanışın, anne babalarla özdeşleşin. Hadi bakalım şimdilik hoşçakalın.

Rutin

Gidiyorum, az kaldı. Notlar hazırlandı. Şarkılar, masallar öğretildi. Ses tonu çalışması yapıldı!

Evet abartıyorum.

Aslında en önemli şey bebeğimin değişmesini istemediğim günlük rutini. Bir kağıda yazdım ve buzdolabına iliştireceğim.

Hazır hazırlamışken buraya da eklemek istedim. 8 aylık bebeğimin günlük rutini:

07 Uyanış-Kahvaltı-Aktivite
09-11 Uyku
11.00 Ara Öğün
12.15 Öğle Yemeği
13-15 Uyku
15.00 Ara Öğün
15-17 Aktivite
17-18 30-45 dk arası uyku
18.15 Akşam Yemeği
19.00 Banyo ve uyku

Kahvaltı: 4 ölçek süt, bir kibrit kutusu tuzsuz b.peynir, bir t.k. pekmez, 2 t.k. tahıl karışımı, bir katı yumurta sarısı. Ez, karıştır.

Ara Öğün: Bir meyve püresi (veya yarım muz)

Öğle Y.: Sebze püresi, tavuk veya et ve zeytinyağıyla beraber

Ara Öğün: Mayalanmış yoğurt, içine bir meyve rendesi ve bir t.k. tahıl karışımı

Akşam Y.: Evdeki herhangi bir çorba (yoğurt, un, şehriye, mercimek..), tuzsuz, yağı ve kıvamı bebeğe göre olacak