Wednesday, November 12, 2008

Kucak ya da Bir Şekil


Kuzum büyüyor, sayfası boş...
Hayatı bunca dolu dolu yaşarken -bir şekil- olmuyor.
Ayıp oluyor.
Zaman bize çelmeyi takmış, sendele dur. Ha düştüm ha düşeceğim. Yine de arkasında kalmadık zamanın bebeğim. Yetiştik, tuttuk ucundan -yine bir şekil- öyle değil mi?

Şu dört aya bakıyorum da... üstüste heyecanlar, sana da bana da yeter. Daha kaç yıl hem de.
Durulma vakti geldi mi?

Gelmiştir, doğru.
Durabilir miyiz?
Emin değilim aslında. Son sürat dönüyor hayat. Durdurmayı unuttum. Sanki o hayretle bakakaldığın "vuu, vuu" yaptığın çamaşır makinesinin içindeyim. Sıkma modunda. Dön dur. Sıktıkça sıkıyor hayat, canım suyum çıktıkça çıkıyor. Ama işte... bir bakıyorsun daha temiz, daha mis, daha serin, daha renkli, daha bir güzel çıkmışsın ortaya.

Bilmem ki...


Hayat bizi paraladıktan sonra, şöyle çıksak mis gibi gün yüzüne.
Makinedeki çamaşırlar misali, serilsek mesela, kollar, bacaklar tüm ağırlığınca yer çekimine teslim. Koşmuyorken mesela. Öööööyle kalsak, uzun uzun. Serinimizi atsak gün ışığında, güneş parlağında. Mayışsak, uyusak mesela. Ama uzun.

Yorulduk be bebeğim, ondan bunca laf. Ama tazelendik de aynı anda. Uzun lafın kısasını arayınca.

Bizi geçtim, bene geleyim. Söz verdiğim gibi döndüm yanına. İki gündür de aldım seni kucağıma. Bir daha, bir daha söyleyeyim:



al-dım-se-ni-ku-ca-ğı-maVar mı böyle bir şey? Amaaaan gözlerim doluyor işte. Geçti gitti. Ama bunun değerini bilmek var ya... Of, çek çek burun, çek burun.

Sonra... başka şeyler de geçti, sözler tutuldu, "iş"ler bitti (yine -bir şekil)
Sonra... başka şeyler de başladı, yeni sayfalar yeni heyecanlar...

Diyorum ya güzel günler geliyor. Hoplaya zıplaya, şarkılar söyleye söyleye "durulmak" istiyorum.

Of canım kızım, bak görüyor musun? Özledim seni yine, ne mışıl uyuyorsundur şimdi... Bana da uyku vakti. Bir büyük gün daha kapıda.
Ama... hoplaya, zıplaya.

Karman çorman bir yazı, anla ruh halimi. Bir hoplamak, bir uyumak isteyen bir anne.
Az kaldı bebeğim söz, bulacağım kendimi.

13 comments:

pinarbk said...

Ah Yapıncak'cığım, ne güzel anlatmışsın. Yıkansak, paklansak, bu arada hiç yaşlanmamış olsak...

Adakız'ın resimleri harika. Cumartesi gelip Ada'nın izin verdiği ölçüde kendisini sıkıştırmak istiyorum:))Bir manimiz çımazsa:))

HUYSUZ said...

harika bir haber :) sevgiler...

Nilgün said...

Merhabalar ,

Benim de gözlerim doldu o satırı okurken , nasıl zordur yanında olmak ama kucaklayamamak. Geçmiş gitmiş belli çok şey götürmüş ama bilene de çok şey kazandırmıştır. Ayy hala yutkunamadım boğazım düğümlendi kaldı , ne diyim hep kucak kucağa sağlıklı mutlu kalın.

tanımıyorum ama pek seviyorum sizi , tuhaf ama böyle :)

Nilgün

Elif said...

oh beee dedim Yapıncak kucak haberine... Doya doya hep kucak kucağa e mi...

dgül said...

Yine, yeniden geçmiş olsun sevgili Yapıncak, ikinize de, bize de...
Geçecek daha da...
Yüreğinizde umut, mutluluk eksik olmasın...

mummy said...

Bidaha hiç mahrum kalmasın adakız annesinin kucağından..Sevgiler..

Güldem said...

kucak habeerine çooook sevindim:)

EBRU ve RİMA said...

Yıllar geçsin gitsin ama siz ana kız ,sarmaş dolaş, kucak kucağa, el ele olun hep:)
sevgiler.

Gökşen said...

Harika bir haber Yapıncak. Siz zamanı değil, zaman sizi kovalasın bundan sonra. Savuluuuun :)

Archi*Sugar (Esra) said...

Canim benim... yine harika kelimeler, yine harika duygular. Senin -sizin- icin zor bir donemdi amaaaa... almissin iste kucagina! Var mi daha otesi! Gecmis olsun... bitti iste!

devrim said...

Ada kız daima annesinin kucağında olur inşallah.....

cAg said...

Süper, sarılış bu işte.Adakız nasılda büyümüş,nokta burunlu şey,minnoş...
Öptüm

Anonymous said...

canım çok sevindim sizin için, sıcacık, mis gibi sarılmalar, serilmeler, hepsi sizin olsun

Deniz