Tuesday, September 23, 2008

Yaşlı Ağaçlar ve Gökyüzü

Geçen yıl bu vakitleri özlüyorum. İki aylık bebeğimle Ankara'dan evimize döndüğümüz günleri. Birbirimize alışmamızı, şaşkınlıklara yer vermeden, her anın farkında olarak, sonrasını bilerek, bunun için heyecanlanarak, keyiflenerek geçirdiğimiz günleri. O günlerdeki minik, narin, tatlı bir mucize olan küçücük hanımefendiyi düşünüyorum.

Adakızım her yeniliğe kolayca uyum sağlayan, sıcacık bir candı evimizde, kucağımızda. Biz de o aşkı doya doya yaşayan iki
mutlu insan.

Daha hastanede gece-gündüz farkını bilerek başlamıştı hayata sanki. Tabii ilk günlerde sık sık emzirdim ama daha ikinci ayında tüm gece uyumaya başladı, sadece bir kez uyanarak. Saat 04'te.

Geçen gece yine aynı saatte uyandım kendi kendime. Yine mutfak penceremizin önüne gidip, dışarıdaki serin havada hafifçe salınan yaşlı ağaçları ve gökyüzünü seyre daldım. Sonra h
er gece beni orda görüp bana şaşıp şaşmadığını -o evde her sabah 4'de bir şeyler oluyor diye düşünebilirdi pekala- düşündüğüm güvenlik görevlisinin kulübesine gitti gözüm. Bu sene de aynı kişi mi görevli acaba? Eğer öyleyse o evde bir şeylerin aynı olmadığını görebilirdi kolayca.

Ada eskiden olduğu gibi tam da o saatte uyanmadı. Tam bir yıldır yaptığı gibi kesintisiz uykusuna devam etti. Özledim.

Geçen sene de özlerdim.

Geceleri zor geçerdi. 4'te kalkacağını bildiğim için heyecanla 3.30'da uyanır, sabırsızlıkla ondan gelecek ilk sesi beklerdim. Kızımı alayım kucağıma, çekeyim mis kokusunu içime, sıkı sıkı sarılayım diye. Sonra gözüm dolardı, yüzüme kocaman bir gülümseme konardı onu emzirirken. Miniği seyrederdim. O an hiç bitmesin isterdim.

Ameliyatla sonuçlanacak kalp ve solunum rahatsızlığım nedeniyle gani gani akan sütüm erkenden azalıverdi. Beni hiç hazırlamadan. Yine de dokuz ay emzirdim Ada'yı, son aylarda sadece tek bir damlanın peşine düşerek; o anı geçmişe teslim etmemek için erken erken. Şimdi kitapta okuyorum, bebeğinin büyüdüğünü zor kabul etmekle ilişkilendiriliyor bu tip hareketler.


Bebeğim büyüyor. Kabul etmek zor. Geçen senenin o narin hanımefendisi, eli ağır hırçın bir kıza dönüşüyor gün be gün! Hayatı keşfetmenin, çevresiyle ilişki kurmanın telaşında, her ana koca bir imza atma yarışında minik Ada.


Bazen yine onu -o savunmasız halinde olduğu gibi- sıkı sıkı içime almak istiyorum. Kucağıma yatırıp onunla bir olmak. Oysa ki artık Ada'nın içi kıpır kıpır. Yeni heyecanlar var kapımızda... Bekliyorum.

11 comments:

defneyleyasamak said...

Şu son resim var ya, o saçlar sabah gördüğümden beri aklımda...

pinarbk said...

Zamanı tutamıyoruz. bebeklerimizle ilgili birşey kaçırmaktan korkuyoruz.

Ben de sık sık birlikte geçirdiğimiz 100 güne dünüyorum. Ne kadar güzel ve huzur doluydu. Ne kadar ağır ilerliyordu hayat...

Son resim gerçekten çok güzel.

Elif said...

Hep özleyeceğiz galiba Yapıncak onları, dibimizde olsalar bile ki evet bambaşka dünyalara açıldılar bile, bazen kucağımda bir dakika hareketsiz bana sarılmış tutabilmek için dua ediyorum eve gittiğimde...

yapıncak said...

**Foto Ceyda'nın elinden, ışıkta bizimki katkat sarı çıkmış, lülelüle sarı
http://adochka.deviantart.com

**Pınar, "güzel ve huzurlu" evet tek kelimeyle

**Elif bu iş iyice zorlaşıyor günden güne, bazen kendimi tacizci gibi hissediyorum!

ceyd said...

ah o saçlar... minicikken koyumuş baksana! Bir de o yanaklar pembe pembe...

siyap said...

neden bu aralar ben de böyleyim anlamıyorum.büyüyorlar çok tatlılar ama bebişlik saflıkları daha bir başkaydı...
neyse,bu arada resimler ne kadar güzel hele sonuncu...

ÇAĞLAYAN said...

Yapıncak
Resimler çok güzel.Eski yöntemle tab ettiriyormusun fotoları.Şimdi ya harddisklere, cdlere yada internette saklanıyor.Ama ne olur ne olmaz di mi.İnternet çökecek diyorlar,varsayımlar, cdler bazen bozuluyor.Bize bebekliklerinden kalma evet hisler var,unutulmayacak ama resimlerde önemli değil mi.
Çağlayan & Ayça

Güldem said...

ah zaman...tutulmuyor ki..

Eren Derin said...

Zaman akip gidiyor ne kadar da cabuk.. Oysaki gecen yil bugünlerde hamileligimin son günlerini yasiyordum. Simdi ise birinci dogum günümüze dogru ilerliyoruz. Icimi cekip aglayasim geldi yazini okuyunca!! Neyse fotograflar cok güzel.. Ada kiz cok tatli :))

banu said...

Ay Yapıncak, ne kadar masum, ne kadar büyülü günler, o ilk günler... Hala çok güzel, daha da güzel olacak ama o günlerin dinginliğini şimdiden arıyorum.
Sana ve Ada kızına çok sevgiler,

Hediye ve Gökçekız said...

Geçmiş güzel günleri daha da anlamlı kılan o zamana birdaha dönülemeyecek olması; ruhumuzu ,benliğimizi beslemesi...Tarifi zor hisler...Yaşarken de sonrası da...
Minik adımlarıya ,narin elleriyle ve kıpır kıpır keşfe çıkan tatlı kıza sevgilerimle....