Thursday, August 14, 2008

Eve Gidesi

Akşam 6'da yemeğini yer. Canavar ya, en fazla 10 dakika sürer. Günün çoğunu yürüme alıştırmalarına ayırıp dağ bayır dolaştığı için, hafiften yorgun düşmüş durumdadır. Biraz müzik dinleyip, iki dans eder. Biraz kucak sohbeti, biraz yer aktivitesi yapar. Sonra...

Sonra bir noktaya dikiverir gözünü, cin gözlerin feri gider. Bu ilk işarettir. Ardından ilk esneme gelir. Hane halkı birbirinin gözlerine bakar, sonra da saate. Erkense yandık çünkü, en erken 7'de uyuması gerek ya; daha erken uyursa, sabahın 5'inde uyanma olasılığı vardır ya; kimse uykusundan feragat etmek istemez ya...


İkinci esneme gelir. Vakittir.
**
"Geçmiş zaman olur ki"ye giderseeek...

Anne Ada'yı kucağına alır, 2 aylıktan beri günde beş kere anlattığı masalına başlar. En yumuşak ses tonuyla. Bebeğinin kafasını iyice göğsüne bastırır, kah saçını okşar, kah sırtını sıvazlar. Yavaaş yavaş odasına doğru giderler.

"Adakız'ın uykusu gelmiiiş, mışııııl mışıl uyumak istermiiiş, çok güzel rüyalar görmek istermiiiş".

Adakız'ın kafası iyice düşer. Annesi antredeki aynaya kaçak bir bakış atar, sarkmış yanaklarını görür Ada'nın, Ada'nınsa hiç bir şey göresi yoktur. Aynaya bakmaması uykuya hazır olduğunun başka bir işaretidir.

Annesi masal eşliğinde Ada'yı odasına götürür. Adakız'ı yavaşça yatağına bırakır. O kucaktan yatağa geçerken, baş parmağı da ağzına geçiş yapar. Adakız parmak emmez, ama parmağını ağzına almadan da uykuya geçmez. Çözün çözebilirseniz. Parmak ağızdaysa, uyku yakındadır. Annesi eğilir bir öpücük kondurur yanağına, küçük. Adakız parmağını ağzından çeker ve gülümser. Parmak yine ağzına girer. Anne "İyi uykular canım kızım" der ve usuuuulca odadan çıkar.

Adakız mışıl mışıl uykusuna dalar.
**
Şimdi mi?
Şimdi şekil biraz değişik. Diyorum ya evde iş bölümü var. Sabah faslı dedeninse, yatırma faslı da anneannenin. Ama evde herkes çürük! Dedesinin beli çürük, anneanne oldu olası nazenin ve güçsüz, elinde değil. Büyükanne var canavar gibi, bıraksak o kaldırıp yatıracak ama...o da 89 yaşında! İnsanın bir uyarası geliyor Ada'yı kucağına aldığında.

Babam aldığında bir "aah" patlatıyor, beline kramp giriyor. Annem aldığında, benzi sararıp, yüzü sarkıyor; ödüm kopuyor, ikisi birden yere yığılacak diye, belli ki 12 kiloyu kaldıramıyor. Anneannem alsın istemiyorum, dedim ya yaş 89... Yani uzun lafın kısası, şeytan diyor, boşver kalbi, kaburgaları, dikişleri. Al kızını kucağına! Hane halkından daha "çürük" olabilir misin?

Korkuyorum tabii. Daha vakit değil ki. Ama çok da yorduk bizimkileri. Eve gidesim var, iyileşesim var. Kızımı kucağıma alıp, iyi uykular diyesim var.

Bu aralar vıcırdayarak uyuyor, ona kızgınım aslında. Ben yatırabilsem onu, yine eskisi gibi huzur içinde uykuya dalacakmış gibi geliyor. Belki de böyle olacak bundan sonra, belki de büyüyor... Bu miniklerin her anı her anına uymuyor.

6 comments:

Yaşamın Kıyısında said...

Sabır herşeyin ilacıdır.
Ada bebek bu günleri hiç hatırlamayacak ama sen hiç unutamayacaksın.
Geçici günlerdesin, düşün ki dünyanın en güzel varlığına sahipsin ve o senin ve de gözünün önünde büyüyor.
Samimi ve sen diye hitabımdan özür dilerim, çok genç ve çok küçüğümsün belki ondandır.
Sevgiler...

Anonymous said...

Sevgili Yapıncak,

Lütfen yapamadığın şeyler için üzülme ...Bu günler geçecek .Bir de yapabildiklerine bir bak.Bir şekilde çocugunun yanindasin,onu izleyebiliyor ve dokunabiliyorsun.
Biliyorum sen hep Ada tarafindan bakip,ona haksızlık oldugunu düşünüyorsun ama Ada şansli bir çocuk onu çok seven bir annesi var.Bir kaç ay kucagina almasan ne olur? Hep yanindasin ya...İnanki bebekler ile konuştuğunda her şey anlarlar ve olduğu gibi kabul ederler.Bir sürü çalişan annenin bebeği annelerini günde yalnizca bir kaç saat görebiliyor...Anneleri onlari birilerine amenet edip,işe gitmek zorundalar.Ben de çalişan bir anneyim ve 2 çocuğum var.Bu annelik çok zor ..Onlara yetememe duygusunu hep içimde hissediyorum.Ben de insanlardan hep bir seyler istemek zorunda kaldim ve annen de olsa hickimse kendin gibi olmuyor.Hep aklim evde kaldi.

Aslında anlatmak istediğimi tam anlatamadım ama sen huzurlu olunca o da huzurlu olacakdir.Madem değiştiremeyeceksin,akışına birak.

Sitenle daha dün tanıştım.Çok özel ve çok güzelsin.Bu arada Ada'ya da bayıldım.

Kendine iyi bak ,

Sevgilerimle,

Emoş

yapıncak said...

**yaşamın kıyısında, ne güzel yazıyorsun. Yazılarımızla öyle yaklaşıyoruz ki birbirimize buralarda, herkes dost, "siz" yok zaten, herkes "sen".

**Emoş hoşgeldin! Diyorsun ya bebekler her şeyi anlar, al benden de o kadar. Çalışan anne olmak zor ama o sevgiyi hissettiğin sürece -ve onun için çalıştığın sürece- pişmanlığa yer olmaması gerek. Bıraktım ben zaten akışına...

HUYSUZ said...

ah yapıncak, bizde aynı büyükanneden var :) hatta anneanne ve dedenin durumları bile benzer enteresan bir şekilde !

en kısa sürede Adakız'ı kucağında tatlı tatlı uykuya götürmeni diliyorum ben...

dgül said...

Sevgili Yapıncak, Adakızın etrafında sevgiyle dopdolu bir yürekler ağı var. Çok özen ister evet çocuk büyütmek, ama onlar her şekilde büyür zaten. Evet, genlerimizde var, annelik güdüsüyle, hem bedeni, hem ruhi tüm olumsuz olasılıkları sıfırlamak isteriz. Ama inan ufacık tefecik zorluklar, mücadeleler de, onları zorlu büyük yaşam savaşına hazırlama adına bir çok olumlu katkı sağlar. Adakızın günlüğünün çoğunu okudum günlerdir. Ve onda kendine güven duygusunun senin tahmin edemeyeceğin kadar bile yeterli olacağını düşünüyorum ben, o yüzden hiç kaygılanma bence. Artık yürüme alıştırmaları yapıyor nasılsa, ufak tefek düşecek, kalkacak, ama sonra öyle bir başaracak ki tutabilene aşkolsun. Siz kucaklamak isteseniz de o kaçacak,daha da bağımsız hale gelecek.
Yolun en zorlu parkurlarını geride bırakan bir "cesur" yürekli yarışçı annenin, artık yol kolaylaşmışken morali bozulmasın sakın. O büyüyor, büyüyecek ve annesini hep çok; çok sevecek...

yapıncak said...

**huysuz, bu ne benzerlik!

**Ve dgül, gözüm doldu biliyor musun?