16 Nisan 2008 Çarşamba

Lale


Adakızım'la İstanbul'un tadını çıkarmaya başladık yeniden. Bu şehirle ilişkim tuhaf, aşk ve nefret ilişkisi. Ama ilk defa Ankara'dan burayı özleyerek dönüyorum. Şehirleri güzelleştiren insanlar, o insanların yaşadığı, yaşattığı mekanlar, anılar... Bir de bahar. İşte bu mevsimde İstanbul bir başka güzel galiba.


Sabahları erkenden Ada'yla sahile değil, hemen yanıbaşımızdaki parka gidiyoruz artık. Henüz tenhayken, çiçeklerle, kuşlarla, köpeklerle, ağaçlarla ve güzel insanlarla selamlaşıyoruz, konuşuyoruz. Sonra da oksijen bolluğundan -ne kadar bol olabilirse, sarhoşlaşmış bir şekilde eve dönüp harika bir uykuya dalıyoruz... desem de... Ada harika bir uyku çekiyor, ben de işlerimin başına kuruluyorum: O uyanana kadar okumak, yazmak, çizmek, projeleri şekillendirmek... Sonra bir bakıyorum, iki saat geçivermiş, kızım uyanmış, odasında şakımaya başlamış, meyva vakti gelmiş.

Şimdi meyva vakti.

Hiç yorum yok: