Thursday, March 6, 2008

Yer Hareketleri

Baktım bütün çocuklarda bir hareket.

Baktım benimki yerinden çok memnun, harekete niyeti yok...


Tamam dedim, gün bugün, başlıyoruz. Artık arabada keyif yok, alt değiştirme sefası dakikalarca sürmeyecek, annenin kucusunda 1562.ev turu? No. Bugün yerdeyiz çünkü küçük hanım. Hem sen, hem ben. Sen mavi kumaş küpüne doğru dönebilmek için poponu yırtarken, ben etrafında emeklemekte olacağım, dört ayak üzerinde durmak da ilginç bir şeymiş, gör diye. Oyuncaklar minimuma inecek, bir aktiviteye bir oyuncak, konsantrasyonun dağılmasın, hareketlere odaklan diye.

Mazeretimiz dışarısının soğuk olması olacak, akşamüstü sokaklara çıkmayacağız. Diğer özürümüz sabah yürüyüşümüzde güneşin gözünü çok kamaştırması olacak, evde kalmak gerekecek 'maalesef'. N'apalım küçük kuzum, bugün yan gelip yatma, bol oksijende keyif çatma günü değil. Program başka. Eve kapanıp hareket edeceğiz, hem sen, hem ben; bugün yorgun bebek günü miniğim. Biraz çalkalanacaksın.

Küçüğüm başardı. Annesi de galiba. Pes etmedik, yılmadık. Denilenler doğruymuş, işe yaradı. Ada aralık ayının sonlarında yatar pozisyonda fıldır fıldır dönerken, bir şekilde emekli etmişti kendini, kıpırdamıyor, yattığı yerde kalıyordu. Bugün ise; önce annesinin tacizleri sonucu, ambale vaziyette, bir o tarafa bir bu tarafa savruldu, sonra annesi bezmiş şekilde telefonda cakcak ederken, şovunu yaptı, görevi tamamladı. Miniğim 2.5 ay sonra yine döndü! Önce bir kere, sonra 1-3-5-7 kere, belki daha fazla. Oldu bu iş. Emeklemek peki? No. Popo kalkmıyor, popo kalkmadıkça, dizlerin ve ayakların görevlerinin farkına varmaları çok zor. Diyeceğim, başladık ama yol uzun. Bugünün karı bu işte. Sağlam oturmak ve yeniden yineden dönebilmek. Yorulduk ama, yorgunluk sonrası uykunun tadını bilir misiniz? Mışıl mışıl uyuyor bebeğim.


Öteki konu: Akşam dayıyı çağırdım. Geliyor! Çok sevindik. "-dik" (Öyle zanneder ya anneler, 'biz' meselesi, 'özdeşleşme' durumu, pek tehlikeli bir şey. Ama şimdi bunu düşünmeyelim). Civciv tulumunu giydirdim sarıkıza, dayı onuruna. İki de fotoğraf patlatırdık, cup bloga, ne de olsa dayıyı çok sık göremiyoruz. Ama bekliyoruz gelmiyor, bekliyoruz yok. Miniğimin gözleri ağırlaşmaz mı, onca kabus 'hareket'ten sonra tabii.

Beceremedik. 7 buçuğa kadar bekletirim demiştim dayıya, o saati bile zor bulduk. 5 dakika rötarla kaçırdı Yiğit Adakız'ı. Ama biz getirdiği midye dolma ve çiğ köfteleri kaçırmadık (kombinasyon.) ! Enis, Esra ve Zeynep de geldi, hep birlikte bir güzel midemizi gerdik, ağzımızı yorduk. Sonra da... Pilates'e gittim! Ama bu konunun Adakız'la bir ilgisi yok.

Yukardaki fotoğraf mı? Birkaç hafta önceden. Dayıyla Adakız'ın birlikte ilk fotoğrafı yanılmıyorsam.

2 comments:

Meltem said...

Dünyadaki tüm çocuklar bana masal alemindenmiş gibi gelir helede Ada;
Pembe pembe yanaklar, buğulu kocaman renkli renkli gözler, kızıldan sarıya giden dalgalı saçlar, miniminnacık burnu ile tıpkı senin çocukluğun....
Çocukluk fotoğraflarımızda hep güzel bir oyuncak bebek gibiydin miniminnacık tıpkı ada gibi...genetik dedikleri bu olsa gerek!!!
Aaaa!!! şimdi babasınıda unutmayalım an gelmiş tıpkı Fethi sakin, duru bakışları ile a!!aa!! babası olmuş minnoş seniiii.
Bana göre ikinizinde güzel bir karışımı.
Ne mutlu bizlere bu masal dünyasını yaşattınız minik prensesimize annesi ve babası ile pırıl pırıl,sağlıklı mutlu günler diliyorum. Toz pembe yanaklarından da öperimmmmmmm.

Ada'nın annesi said...

Çok özledik sizi...