Sunday, March 30, 2008

Ayrılamayası

Ada sosyal bir çocuk. Karşılaştığı insanlardan gülücüklerini esirgemez. En azından onunla iletişim kurmak isteyenlere genellikle cevap verir, "kucağa gider". Evde de onu bırakırım, neredeyse yarım saat oyun havuzunda kendi kendine oynayarak oyalanır. Bazen de koltuğuna oturtup pencere önüne bıraktığımda, uzun keyifli vakitler geçirir, şikayetsiz.

Uykusundan uyandığında, hiç bizi çağırmaz, zaten vakti geldiğinde odasına gideceğimizi bilir, bizi beklerken şarkılar söyler, kendi kendine konuşur durur. Biz de aman ne canayakın, aman ne bağımsız çocuk deyip seviniriz.

Lakin...

Okumuştum, biliyordum, bekliyordum. Ama konduramıyordum: Ada da galiba yadırgamaya başlıyor. İngilizcede "separation anxiety" dedikleri şey, "ayrı kalma korkusu" galiba bizim de başımıza geliyor. Henüz bir kriz durumu yok, ama bakışlarındaki değişim beni ürkütmeye başladı.

Adakız ben yan odaya geçerken bile, arkamdan bakakalmaya başladı. Evet bu aralar sürekli dost-akraba ziyaretindeyiz, ona fazla da gelmiş olabilir, ama 'misafirsever' diye tanımladığım kızım, artık başka kucaklara da eski keyfiyle gitmez oldu bir iki gündür. Gözünde ekşi ve kaygılı bir bakış, ağzında "noluyor annecim" imalı tatlı ve soru tonlamalı bir mırıltı çıkar oldu. Tamam evet, son bir kaç gündür, bana el kol uzatmalar, "istemiyorum, beni bırakma başka kollara" hareketleri de var listede.

Bağımsız kızım galiba bağımlı olmaya başlıyor. Giderayak hem de. Bırakıp gideceğim ya miniğimi, üzüyor şimdi beni. Ama işte...normalmiş. 7 ayla bir yaş arası, ya da taaa 2.5 yaşına kadar böyle şeyler olabilirmiş. Doğa. Bunu da yaşayacağız. Galiba en doğrusu onu mümkün olduğunca bol insanla karşılaştırmak ve güven vermeye devam etmek. Ama her "mız"ında hop yanında bitmemek.

Şikayet gibi yazdım buraya kadar ama güzel olan da bir şey var. Yani tüm olaya tam ters yönden bakınca da, galiba dünyanın en güzel şeyi oluyor. Dünyamın en tatlı varlığı, benim ona titrediğim gibi bana titriyor ve en saf şekliyle bunu bana hissettiriyor. Bana sarılmak, benden ayrılmamak, benim tarafımdan korunmak istiyor.

Birinin "ayrılamayası" olmak da çok özel bir durum değil mi? Ayrılamayasım şarkı söylemeye başladı odasında, uyandı miniğim. Şimdi yoğurt vakti.

2 comments:

Archi*Sugar (Esra) said...

Merhaba! Iade-i ziyarete geldim, iyi ki de gelmisim. Cok tatli bir bebekle karsilastim. Masallah. :-)
Sevgiler

Ada'nın annesi said...

Ne iyi yaptın, hoşgeldin! Yine bekleriz...